Vampyr İncelemesi

Eksikleri olsa da Vampyr uzun süredir yaşamadığımız bir oyun deneyimi sunuyor.

Kabul etmek gerekir ki video oyunları için harika bir zamanda yaşıyoruz. Blockbuster diye tabir edilen AAA tip oyunlar ardı ardına gelirken, devamlı yeni yapımlar karşımıza çıkıyor ve biz de rağbet göstererek satış rekorları kırmalarına yardımcı oluyoruz. Her bir oyuna daha çok para, daha çok emek harcanırken dolayısıyla beklentiler de giderek artıyor. Böylece tatmin olma düzeyimiz de hâliyle azalıyor.

Fakat harcanan para miktarı arttıkça, firmalar da doğal olarak oyunlarını daha çok satma ihtiyacı duyuyor ve böylece yeniliklere girmekten kaçınıyorlar. Maalesef günümüz oyun dünyası yenilikçi yaklaşımların göz ardı edilmesine yol açıyor ve bu tip davranışları daha çok bağımsız firmalardan görüyoruz. Böylece oynanış mekanikleri basitleşiyor, devamlı tarihsel olaylara odaklanan nişan alma oyunları görüyoruz. Tabii bunu çok da fazla garipsememek gerekiyor. Sonuç olarak geliştirici firmaların asıl amacı para kazanmak ve oyuncuların da neye karşı ‘iştahı’ olduklarını iyi biliyorlar.

Peki tüm bu anlattıklarımızın esasında vampir temalı bir RPG oyunuyla ne ilgisi var? Herhangi bir ilgisi yok ve dikkat çekmek istediğim nokta da buydu. Vampyr, AAA ve bağımsız oyunlar arasında bir yerde duruyor. Üstelik bunu yaparken de gerçek yeniliklere imza atmaktan ve risk almaktan çekinmiyor. Bu da maalesef son dönemlerde pek göremediğimiz bir yaklaşım.

Oyunlara daha az para harcandığı zaman, maliyetleri azaltmak için de genişlik ve derinlikten taviz veriliyor. Vampyr gibi oyunlar ise aradaki dengeyi kuran cinsten çünkü hem oyuncuların alışık olduğu bir deneyim sunuyor, hem de genellikle AAA yapımların kaçındığı yenilikliklere imza atıyorlar. Üstelik fiyat etiketleri de daha ucuz oluyor.

Vampyr bu noktada tanımımıza uyuyor. Remember Me ve Life is Strange gibi hikâye odaklı yapımlarla tanınan DONTNOD, bu sefer de yine karakter ve hikâye odaklı bir oyunla karşımıza çıkıyor. Aksiyon – RPG türündeki Vampyr, kurgusal bir 1918 yılını konu alıyor. Büyük Savaş’ın kanlı sonuçları yaklaşırken, insanlık ise yıllardır hiç görülmemiş şekilde can kayıpları yaşamaktadır. Dünya aynı zamanda onlarca milyonluk ölüm sayısıyla İspanyol gribi salgısıyla karşı karşıyadır. Korku ve ölüm yaşayanlar arasında yürürken, aynı zamanda ‘ölüler’ de Londra’nın sokaklarında yürümektedir. Üstelik bu yürüyen ölüler, aynı zamanda avlanmaktadır!

Kahramanımız Dr. Jonathan Reid şehrin acısını hafifletmeye yardımcı olmak ümidiyle Londra’ya dönmüştür fakat kısa bir süre sonra gece şehrin sinsi kötülüğünden rahatsız olmaya başlar ve henüz yeni bir vampir olarak, yeni hayatını nasıl yaşayacacağını seçmek zorunda kalır. Mesleği bir şifacıdır fakat doğaya göre de bir avcıdır. Seçimleri sadece Londra’daki yaşamı değil, aynı zamanda şehrin korkusunu da etkileyecektir.

Vampyr’ın merkezinde de bu ikilik yer alıyor ve kesinlikle muazzam bir deneyim sunuyor. Bir canavar ve bir insan arasındaki denge daha önce hiçbir video oyununda bu kadar iyi sunulmamıştı. Oyundaki bütün hareketlerinizde özgürsünüz. Örneğin tanıştığınız her bir insanı vahşice katledebilir ve onlarla beslenebilirsiniz. Aynı zamanda tıbbi eğitiminizi kullanarak tedavi de edebilirsiniz. Üçüncü yöntem olarak da onları acılarıyla baş başa bırakabilirsiniz! Oyundaki Londra tam anlamıyla bir devrilme noktasında yer alırken, siz de hangi tarafa düştüğüne karar vereceksiniz.

Londra’nın her bir bölgesi sizin eylemlerinizden etkileniyor. Hastalığı tedavi edebilir ve bütün bir muhiti nihai ölümden kurtarabilirsiniz. İkinci bir çare olarak da bu hastalığı görmezden gelebilir ya da yaşayanlardan çok fazla beslenerek onları mezara gönderebilirsiniz. Birçok oyunda bu ikilem başarısızlıkla karşımıza çıkardı fakat Vampyr’da sadece gerçek doğamızı görüyoruz, beklenmedik kapıları aralıyoruz.

Oyundaki NPC karakterler de sizin onlara davranma şeklinize göre yanıt veriyorlar. Yani tabiri caizse bir nevi ‘al gülüm, ver gülüm’ durumu yaşanıyor ve her eylemin bir karşılığı var. Vampyr’ın hem hikâyesi, hem de içinde bulunduğu dünya bir video oyununda gördüklerim arasında en iyilerden. Kenti kucaklayan vampirizm tehditinin kaynağını çözmek Londra’yı örten gizemlerden sadece bir kısmını kapsıyor. Gerçekleri ortaya çıkarmak içinse derinlemesine bir soruşturma gerekiyor. Her karakterin kendisine ait bir hikâyesi bulunurken, çoğu da yolculuğunuza bir şekilde etki etmeyi başarıyor.

Ne yazık ki Vampyr’ın tüm yönleri anlatı ve karakter etkileşiminin yüksekliğine ulaşamıyor. Bir aksiyon RPG oyunu olarak Vampyr aksiyon kısmında biraz tıkalı kalıyor. Aslında aynı durumu firmanın önceki oyunlarında da görmüştük. Çoğunlukla silahlar biraz sıradan ve çok daha fazlası yapılabilirdi. Dövüş sistemi genellikle yakın dövüşe odaklanırken, etkisi ve tekrarlanışı ise sıkıcı. Fakat evrim geçirip yeni doğaüstü yetenekler kazanmanız iyi düşünülmüş bir ayrıntı.

Oyundaki saldırı ve savunma hareketleri stamina – dayanıklılık puanları gerektirirken, vampir yetenekleri içinse kana ihtiyacınız var. Her ikisi de dövüş sırasında yenileniyor fakat bunu yapmak için doğru fırsatları bulmanız gerek. Level atladıkça güçlerinizi upgrade edebiliyorsunuz ve bu da aslında oyunun temel anlatısıyla ilintili. Öldürmek ve kanla beslenmek sizi daha güçlü bir canavar hâline getiriyor fakat bedelini ödemeye istekli misiniz? Tüm bu güçlerin açığa çıkması inkar edilemez bir şekilde eğlenceli fakat aynı zamanda da giderek insanlığınızı kaybediyorsunuz.

Tonal olarak olağanüstü bir oyun olan Vampyr, adeta Charles Dickens romanlarındaki depresyon havasını yansıtıyor. Ayrıca hatırlatmak gerekir bu daha düşük bütçeli bir oyun. Dolayısıyla göz alıcı grafikler beklememeniz gerektiğini söyleyelim. Tabii başka sınırlandırmalar da var. Örneğin oyundaki Londra keşfetmeye açık bir yer fakat muhtemelen beklediğinizden daha küçük olacak ve gördüğünüz her kapı da açılmıyor. Vampyr, başarmak için ortaya koyduğu hemen hemen her şeyde başarılı olmakla birlikte, beklentilerinizi ayarlamanızı tavsiye ederim.

Sonuç olarak, Vampyr kesinlikle sevdiğim türde bir oyun. Niş bir yapıda, gerektiği yerde riskler alıyor ve karanlık, daha az keşfedilmiş bir yoldan gitmeyi tercih ediyor. Elbette bazı eksik yönleri var, yer yer tamamlanmadığı noktalar bulunuyor fakat bizi heyecan verici, taze ve özgün bir yolculuğa çıkarıyor. Günümüzde Vampyr gibi daha fazla oyuna ihtiyacımız var ve bu yüzden de herkese rahatlıkla tavsiye ediyorum.

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>