Red Faction markasının ortadan kaybolmasından sonra, açık dünya oyunlarda yıkım ve aksiyon denilince belki de akla ilk gelen oyun Just Cause oldu. Oyunculara etrafı paramparça etmek, önünüze gelen her şeyi yıkıp geçmek için gerekli bütün araçları sunan bu serinin ilk üç oyunu da epey beğenildi.

Just Cause serisi hiçbir zaman için kusursuz değildi fakat her zaman da eğlendirmeyi başarıyordu. Oyunda her şey yolunda gittiği zaman bunun Just Cause dünyasındaki absürdlüğüne gülüyor ve tekrar karmaşa çıkaracak eylemlere girişiyorduk. Fakat Just Cause 4 bu kadar yükseklere çıkmamızı sağlayan her şeye maalesef dur diyen bir yapım olmuş. Aslında bu sözü mecaz anlamda da kullanmıyorum. Oyun sık sık çöküyor ve bir durumda oyunun başına dahi geri dönmek zorunda kaldım, iki saatlik ilerleyişim silindi!
Üstelik oyun çökmese bile teknik problemler var olmaya devam ediyor. Tutarsız kare oranları bir yana, zaman zaman çok hızlı hareket ettiğinizde ya da büyük bir çatışmaya girdiğinizde oyun donup kalıyor.
Ve asıl problem de şu ki, Just Cause 4 hızlı hareketlere ve aksiyona dayanan bir oyun olarak tasarlandı. Oyunda planörlere, paraşüte ve tırmanma kancalarına erişimimiz var. Üstelik bunlar Just Cause 4’ün önemli bir kısmını kapsıyor ve serinin ilk oyunundan beri de böyleydi. Tüm bunlar da kare oranı düşüşlerini kabul edilemez kılıyor çünkü oyunda devamlı render alınması, Just Cause 4’ü oynanmaz hale sokuyor. Oyun her ne kadar yeni bir grafik motoruyla yapılsa da, bu bir bahane değil çünkü en temel koşma mekanikleri bile sorun çıkarıyor.

Aynı zamanda oyunun grafik kalitesi de tutarsız ve en yüksek ayarlarda dahi yeteri kadar iyi gözükmüyor. RAGE’in ilk çıktığı döneme benzer yüklenmeyen kaplamalar sık sık karşımıza çıkarken, oyunun dünyası gözümüzün önünde yükleniyor. Hatta birkaç kez arabalar resmen havadan önüme düştü ve ortaya çıktı!
Çizim mesafeleri (draw distance) epey geniş olsa da, oyuncunun önünde birkaç yüz metreyi geçen her şey piksel piksel bulanık hale geliyor. Bir yere çok hızlı geçiş yaptığınızda oyun hızınıza yetişemiyor ve tekrar yüklemesi gerekiyor.
Render problemleri Just Cause 4’de saçlarda, yeşil alanlarda ve diğer küçük nesnelerde de devam ediyor. Öyle ki Rico Rodriguez’in karizmatik durması gereken sakalı sanki çenesinde cırt cırtlı takma sakal gibi duruyor! Rico’yu es geçersek, diğer karakter modellemeleri de üçüncü sınıf bir animasyon stüdyosunun deposundan çalınmış gibi duruyorlar.
Yine de karakterler Just Cause 4’ün en çok dikkat çeken noktalarından birisi. Her ne kadar prototip yapıda, klişe karakterler olsa da seslendirmeleri özellikle beğendiğimi söyleyebilirim. Bu yüzden ses sanatçılarını da arada tebrik etmek gerek.

Buna rağmen iyi taraflar buglar bir yana, oyunun kendini tekrar eden görev yapısının da gölgesinde kalıyor. Just Cause 4 bütün iyi görev fikirlerini ilk birkaç saate sığdırmış ve sonrasında A noktasından B noktasına gitme görevleri defalarca tekrar ediyor.
Doğrusu Just Cause 4 bir Dostoyevski kitabı da değil. Hikaye tıpkı serinin diğer oyunlarındaki gibi sığ ve klişe. Rico yine bir yerel isyancı grubuyla beraber ve yine bir başka diktatörü kurgusal bir adada devirmeye çalışıyor. Just Cause 4 bu noktada tek bir şeyi hatırlatıyor; oynanış her zaman önce gelir.
Açıkçası Just Cause 4’ün oynanışı bu kadar kötü ve sorunlu olmasa hepimiz hikayeyi de görmezden gelecektik. Sonuçta önceki Just Cause oyunları da özel bir deneyim vadetmiyordu fakat oynarken keyif alıyorduk. Just Cause 4’de ise bunların hiçbiri yok. Ateş etme mekanikleri boş ve hissiz gelirken, düşmanların ölüm animasyonları birbirinden kopyalanmış ve hiçbir değişiklik yok. Sonrasında da zaten ortadan kayboluyorlar.
Yıkıma ve patlatmalara odaklanılmış, eskisi gibi güzel yapılmış fakat oyuncular zaten vakitlerinin büyük çoğunluğunu burada harcamayacak. Sonuçta bir TPS oyununda nişan alma mekanikleri iyi hissettirmeli. Bu kısım da Just Cause 4’de gerçekten tatsız ve sıkıcı.
Son sözlere gelirsek, Just Cause 4 sadece harcanmış bir potansiyelden ibaret. Seriden aşina olduğumuz yıkım ve kargaşayı yine bünyesinde barındırıyor fakat teknik sorunlar ve içi boş oyun mekanikleri bunu gölgede bırakıyor. Eğer almayı düşünüyorsanız, almadan önce iki kere değil on kere düşünün derim.
Artıları:
- Yeni hava koşulları
- Aynı yıkım ve kargaşa hissi
- Seslendirmeler
Eksileri:
- Oyunu oynanmaz hale sokan teknik problemler
- Zayıf nişan alma mekanikleri
- Kötü kontroller
- Geliştirilmeyen grafikler ve animasyonlar
- İçi boş hikaye

