İlk olarak 2020 yılında duyurulan Hogwarts Legacy, Portkey Games ve Avalanche Software’ın ortaklaşa çalışması sonucu hayata geçirildi. Yayıncılığını Warner Bros. Games‘in üstlendiği açık dünya rol yapma oyunu, 10 Şubat itibarıyla PlayStation 5 ve PC platformlarında yerini aldı. PlayStation 4 ve Xbox One sahipleri, oyuna 4 Nisan’dan itibaren erişebilecekler. Nintendo Switch sürümü ise 25 Temmuz’da piyasaya sürülecek.
Hogwarts Legacy, Harry Potter kitaplarında anlatılan olayların yıllar öncesinde geçiyor. Cadılık ve büyücülük okulu Hogwarts’ın 1800’lü yıllarını konu alan RPG, özellikle çocukluğu Harry Potter kitapları ve filmleriyle geçen insanlar için sayısız tanıdık konum içeriyor. Oyunun sadece bu yönüyle dahi birçok kişiyi cezbettiğini söylemek mümkün. Hogwarts Legacy’nin ana konusu, Hogwarts’a beşinci sınıf olarak katılan bir öğrenci olan karakterinize odaklanıyor.

Çoğu öğrenci Hogwarts’taki ilk yılına 11 yaşında başladığı için bu son derece alışılmadık bir durum olarak anlatılıyor. Zaten karakterinizin başlangıçta Lumos gibi birden fazla temel büyüyü dahi bilmeyişinin ve eğitim yılı boyunca profesörlerden ekstra yardıma ihtiyaç duymasının nedeni de bu. Anlayacağınız, kabul mektubumuzu taşıyan baykuş her ne olduysa bir şekilde bizi ıskalamış ve yıllar boyunca büyülü yeteneklerimizden mahrum kalmışız. Nitekim oyunun ilk safhalarında da bu duruma sıkça atıfta bulunuluyor.
Başlangıçta, karakteriniz uzun zamandır neslinin tükendiği düşünülen bir Kadim Büyü ile bağlantılı olduğunu keşfeder ve bu onu Ranrok’un başını çektiği bir goblin isyanı sürerken Hogwarts’ta büyük bir yolculuğa çıkarır. Kısacası karakterimiz, büyücülük dünyasını yerle bir etmekle tehdit eden kadim bir sırrın anahtarını elinde tutan bir öğrenci. Oyun, son derece kapsamlı bir karakter özelleştirmesi içeriyor. Yüz hatlarından saç stiline, ses tonundan ten rengine kadar tüm unsurları biz belirliyoruz. Hogwarts maceramıza cadı mı yoksa büyücü olarak mı başlayacağımız da yine bize kalmış.

Hogwarts Legacy’e Profesör Eleazar Fig‘in rehberliğinde başlıyoruz. Kendisi bize öğrenmemiz gereken temel konularda yardımcı oluyor ve yol gösteriyor. Yukarıda da belirttiğim gibi oyun, Harry Potter kitaplarını temel alsa da, bildiğimiz olay örgüsünden bağımsız olarak yeni bir anlatı içeriyor. Dolayısıyla kitaplarda ve filmlerde tanık olduğumuz büyük olayların bu oyunda anlatılan hikayeyle hiçbir ilgisi bulunmuyor. Okula adım atmamızla birlikte karanlık büyücüler, tehlikeli goblinler, sihirli yaratıklar ve tehlikeli gizemler gibi bizi zorlayan durumlarla karşılaşıyoruz. Hikaye anlatımı, diyalog sistemi ve karakter etkileşiminin yanı sıra Hogwarts’ta keşfedilmesi son derece keyifli bir ortam var. Kitaplardaki karakterlerin neden ders dışında hep başlarını belaya soktuklarını anlamak zor değil!
Ansızın içine daldığınız bir yan görev veya başka bir etkinlik, sizi ana hikayeden kolaylıkla uzaklaştırabiliyor. Oyunda 100’den fazla yan görev ve çok sayıda mini oyun bulunuyor. Tüm bunlar, ana hikayenin gidişatını değiştirme potansiyeline sahip. Aynı şekilde yapacağımız seçimler ve diyaloglardaki cümle seçimlerimiz de anlatıda önemli bir rol oynuyor. Dış ortamlar da evcilleştirilecek canavarlarla, üstesinden gelinecek zindanlarla ve süpürgenize atlayıp keşfedebileceğiniz olağanüstü manzaralarla dolu.

Oyunun ilerleyişine yön veren çok sayıda benzersiz sistem ve mekanik, keşif, bulmaca ve karşılaşma var. Tüm bunlar tatmin edici bir seviye atlama ve yükseltme ilerlemesini sağlıyor. Bu sistemlerin büyük çoğunluğun son drece iyi tasarlanmış ve eğlenceli olduğunu söyleyebilirim, ancak aynı zamanda onlarca saatlik oyundan sonra bile yeni şeyler öğrenmeye devam etmenize yol açıyor. Toy bir öğrenci olduğunuz düşünüldüğünde, bu bir dereceye kadar makul görünüyor. Ne de olsa Hogwarts’ta yenisiniz ancak, her şeye vakıf olmak için biraz sabretmeniz gerektiğini unutmayın.
Aynı şekilde Hogwarts Legacy‘de kullanabileceğiniz pek çok büyüye erişmek biraz zaman alıyor, ancak beklemeye değer. Bu büyüler, daha savaş odaklı olanlar Kontrol, Kuvvet, Hasar ve Affedilemez Lanetler olmak üzere benzersiz kategorilere ayrılmıştır. Bir Hasar büyüsü kullanarak düşmanlara daha fazla zarar verebilseniz de oyun, sınırlı büyü slotlarınızda her kategoriden bir tane bulundurmanızı tavsiye ediyor, çünkü düşmanlar genellikle etraflarında belirli bir kalkana sahip ve bu kalkanı yalnızca o kategoriden bir büyü kullanarak kırabiliyorsunuz.

Öte yandan, oyunda iyi ve kötü bir büyücü olmanızı değerlendiren bir ahlak sistemi yok. Bu da, Harry Potter kitaplarında ve filmlerinde Azkaban hapishanesine düşülmesine yol açan Affedilmez Lanetler’in (Avada Kedavra, İmperio ve Crusio) kullanılabildiği anlamına geliyor. Nitekim dört slottan birinde bu büyülere yer verebileceğimizi az evvel ifade etmiştim. Bununla birlikte bu lanetler kullanıldığında karakterler görsel ve işitsel olarak tepki veriyor. Fakat bunu yaptığımız için herhangi bir ceza almıyoruz.
Oyundaki en eğlenceli ve en heyecan verici anları dövüş sırasında yaşadığımı söylemem gerekiyor. Büyü saldırılarını nefes kesici yapan şey ise Hogwarts Legacy‘deki muhteşem grafik tasarımı. Savaş animasyonları gerçekten harikulade. Ayrıca uçsuz bucaksız açık dünyadaki çarpıcı ayrıntılar, ortaya muazzam bir keşif deneyimi çıkarıyor. Her köşede sizi kendine çeken ve kolayla peşinden gidebileceğiniz pek çok şey var. Anlayacağınız Hogwarts Legacy’de kaybolmamak çok zor. Düşman çeşitliliğinin biraz az olması bir süre sonra heyecanı törpülese de, görünmezlik büyüsü sayesinde gizlenerek dövüşlerden kaçınmak da epey keyifli.

Tanıdık yerleri görmenin ve Harry Potter serisindeki ikonik büyüleri kullanmanın verdiği haz, esasen kitaplara ve filmlere duyulan nostaljiden kaynaklanıyor. Geliştirici Avalanche Software, Hogwarts Legacy’yi evrene aşina olmayan herhangi bir insan için olabildiğince kapsayıcı hale getirmeye çalışmış gibi görünse de, Harry Potter’ın yıllar içinde yarattığı mirası göz ardı etmek mümkün değil.
Hogwarts Legacy incelememizin sonuna gelirken, oyunun genel olarak eğlenceli olduğunu net bir şekilde ifade edebilirim. Sizi baştan itibaren avcunun içine alan açık dünyası ve dövüş mekaniği, uzun soluklu serüvenin en önemli noktalarını oluşturuyor. Aynı şekilde ana hikaye görevleri ve yan görevlerde ilerlemesi de son derece keyifli. Yazar J.K. Rowling‘in son yıllardaki transfobik söylemleri oyunun üzerinde kara bulutların dolaşmasına yol açsa da, İngiliz edebiyatçının görüşlerini Hogwarts Legacy’den ayrı tutmak daha doğru olacaktır.

