Tango Gameworks ve Shinji Mikami, Ghostwire Tokyo‘nun bir hayatta kalma korku oyunu yerine bir aksiyon-macera oyunu olduğunu açıkladığında, hayranlarının kafasının karışacağı çok barizdi. Mikami, Capcom’da geçirdiği süre boyunca Resident Evil ve Dino Crisis‘te büyük rol oynarken, Tango’nun tek resmi markası The Evil Within olduğunu hatırlatayım. Aslında Ghostwire Tokyo ilk olarak The Evil Within 3 olarak sunuldu ve bu korku unsurunun parçaları hala oyunun ana merkezinde mevcut.
Ghostwire Tokyo, sizi şehrin dört bir yanındaki insanların nasıl hızla ortadan kaybolduğunu ve ölümcül Ziyaretçilerin nasıl bir anda var olduğunu göstererek aksiyonun tam ortasına atıyor. Artık herhangi bir fiziksel bedeni olmayan KK, şehri savunacak bir bedene sahip olmak zorunda ve tam da burada Akito devreye giriyor. Açıkçası, bu herhangi iki kişinin tanışması için güzel bir yol değil. Birinin sizin bedeninizi ele geçirmeye çalıştığını düşünün. Akito ve KK’nin ilişkisinin ilerlemesi ve zamanla aldığı hal oyunun en etkileyici kısmı.
Ghostwire Tokyo İnceleme: Dolu Dolu Bir Harita

Ghostwire Tokyo‘nun en etkileyici yanı şehrin kendisi. Tokyo sokakları, genel keşifleri eğlenceli hale getirmek için birçok gizemle dolu. O kadar iyi yapılmış ve o kadar gerçekçi ki, korkunç canavarlarla dolu bir oyun oynadığınızı unutabiliyorsunuz. Bu yapım bir açık dünya oyunu olarak sınıflandırılmasa da, zaman zaman kesinlikle öyle hissettiriyor.
Haritanın yeni bölümlerini açmak, ölümcül sisi geri püskürtmek ve hızlı seyahatin kilidini açmak için Torii kapılarını temizlemeniz gerek. Bu kapıları temizledikçe daha çok yan görev ve sır da ortaya çıkarıyorsunuz. Çok geçmeden harita kontrol edilecek ve yapılacak şeylerle dolu hale geliyor. Bu da bana fazlasıyla bir Ubisoft oyunu oynuyorum hissi verdi. Ghostwire Tokyo‘nun çok daha küçük bir haritası olduğundan, Assassin’s Creed veya Far Cry’deki son oyunlar ile aynı ölçekte değil ancak harita fazlasıyla dolu.

Tokyo’nun her yerinde doğaüstü unsurlar, uçan Tengular, düşmanlar ve kötücül varlıklar olsa da şehir tamamen doğaüstü hissettiriyor diyemem. Doğaüstü ve gerçekçi unsurlar çok iyi dengelenmiş. Bu oyundaki gerçek korku unsuru Ziyaretçi tasarımlarından ziyade şehrin kendisi ancak hiç şüpheniz olmasın, Tango Gameworks’ün düşman tasarımları mükemmel ve bu Ziyaretçiler benzersiz şekillerde ve rahatsız edici derecede ürkütücü.
Ghostwire Tokyo‘da birçoğunun oyunda daha güçlü, farklı renklerde varyasyonları olan yaklaşık 10 düşman türü mevcut. Oyunda ayrıca birkaç boss dövüşü var ve bunların her birinin gücü düşman tasarımına dayanıyor. Bu düşmanlarla yüzleşmek, tasarımları nedeniyle eğlenceli ancak savaş mekanikleri hakkında maalesef aynı şeyleri söyleyemeyeceğim. İçerisinde bulunduğumuz 2022 yılında bu savaş mekaniklerini yakıştıramadım.
Ghostwire Tokyo İnceleme: Üzücü Savaş Mekanikleri

Ghostwire Tokyo‘nun savaş mekanikleri cidden hayal kırıklığı. Akito, vücudundaki KK’nin ruhuna alıştıkça üç savaş yeteneğine erişim kazanıyor. Bu yetenekleri şarj etmek için eter toplamak zorundasınız. Bu sayede hızlı ve güçlü bir hava patlaması, bir ateş bombası veya geniş bir su saldırısı yapabiliyorsunuz. Ayrıca, KK’nin Akito’dan ayrıldığında kullanabileceği bir ruh yayı ve birkaç tılsım da mevcut. Oyun, ayrılma saldırılarında veya hikaye nedenleriyle savaşın bir parçası olarak KK ve Akito’yu ara sıra birbirinden ayırıyor ancak bu bile kısa süre içerisinde tekrara düşüyor.
Akito’nun bu saldırıları oluşturmak için ellerini kullanma biçimini ilk gördüğümde etkilenmiştim. Gelişime çok açık ve heyecan verici bir mekanik gibi görünüyordu ancak kısa sürede, bir saldırıyı olabildiğince hızlı bir şekilde spam yapmaya veya güçlü bir düşmana karşı en güçlü saldırıyı kullanmaya başlıyorsunuz. Savaş mekanikleri için söylenecek fazla bir şey yok ve oyunun en iyi savaş sahnelerini sunan boss dövüşleri bile bence yeterli değil.

Oyundaki bu hızlı tükenmişliğin belki de bir nedeni hikayenin hızıdır. İlk iki bölüm doğrudan hikayeye atlıyor, hepsini Akito ve KK için sıraya koyuyor ve savaşın ve hikayesinin saf potansiyelini sergiliyor, ancak çoğu devam etmiyor. Oyunun orta noktasına doğru, hikaye büyük bir olaydan sonra durma noktasına geliyor ve gerçekten bir şey katmıyor.
Ghostwire Tokyo‘nun başlangıcı ve sonu yoğun, aksiyon odaklı ve ürkütücü ancak arada kalan kısımlar için aynı şeyi söyleyemem. Hatta çoğu zaman başlangıç ve son kısımları hariç Ghostwire Tokyo’daki yan görevlerin aslında hikayeden çok daha ilgi çekici olduğunu da belirteyim. Oyunda yaşayan, nefes alan NPC’ler olmadığından, alışık olduğumuz tarzda yan görevler beklemeyin. Genellikle ruhların yollarına devam etmelerini engelleyen şeyleri çözmelerine yardımcı oluyorsunuz ve oyun, sizi kimsenin canlı ayrılmadığı bir otel gibi kesinlikle korkunç ve ilgi çekici hikayelerin bulunduğu yerlere yönlendiriyor.
Ghostwire Tokyo İnceleme Sonucu

Gerçekten de Ghostwire Tokyo’nun en eğlenceli kısımları, çoğunlukla yan görevlerde anlatılan hikayeler ve ruh dedektifliği mekanikleri. Bazen Yokai’nin gizlediği kapıları bulmak, küçük bir gizemi çözmek, etraftaki ruh gelinciklerini kovalamak, belirli ruhları bir araya getirmek, onları uzaklaştırmak, kurtarmak ve çok daha fazlasını yapmak zorunda kalacaksınız.
Elbette, oyunda daha geleneksel yan görevlerde mevcut. Örneğin Nekomata adlı dost canlısı bir kedi Yokai için eşya aramanız gereken bir dizi ‘getir-götür’ görevi de var ancak Japon folklorunu kucaklayan hikayeler kesinlikle oyunun en öne çıkan noktası. Sonuç olarak Ghostwire Tokyo ile geçirdiğim 30 saat beni eğlendirdi çünkü oyunun ayrıntılı dünyası çok ilgimi çekti. Özellikle sıkıcı bir hikaye ve tek düze savaş mekanikleri olmasaydı, bu kesinlikle büyüleyici bir oyun olurdu ancak maalesef bu iki önemli konuda sınıfta kalmış diyebilirim. Bence 549 TL vermek yerine, sağlam bir indirime girdiğinde alınıp güzel vakit geçirilecek oyunlardan bir tanesi, hemen oynamazsanız çok bir şey kaybetmezsiniz.
Ghostwire Tokyo, 25 Mart‘ta PC ve PlayStation 5 için çıkış yapacak. PC platformu için oyunu Steam‘den 549 TL karşılığında satın alabilirsiniz. Oyunun sistem gereksinimlerine buradan ulaşabilirsiniz. Oyunun arkasındaki mitolojiye göz attığımız içeriğimize ise buradan göz atabilirsiniz.

