Kholat’ın 2015 yılında çıkacağını duymaktan oldukça mutluluk duydum. Neden derseniz, filmi, kitabı çıkarılmasına rağmen gerçekler hiç bir şekilde bizlere yansıtılmadı. Fakat oyunlar çoğu zaman biz fark etmesek de bir çok gerçeği bizlere yansıtıyor. Kholat’tan beklentim ise olayın gerçekliğini bizlere olduğu gibi yansıtması. Evet, artık tüm oyuncular oynadıkları oyunların gerçeklikle iç içe olmasını ve gerçekçi grafiklerin kullanılmasını istiyor. Çok doğru ve haklı bir istek çünkü üstü kapatılmış bir çok gerçeklik oyun yapımcıları sayesinde su yüzüne çıkıyor. Bugün sizlere bir kaç gerçek olaydan kısacık oyun hikayeleri hazırladım. Bakalım siz hangisinin yapılmasını isteyeceksiniz.

1979 yıllarında sözleşmeli olarak işe giren Learned Dale daha sonra başına geleceklerden habersiz bazı planların peşindeydi. General Electric nükleer santralinde çalışan Learned Dale yasak bölgeye girerek uranyum çalmayı planlamıştı. Tahmini olarak 5 bidon zenginleştirilmiş uranyum çalan Learned Dale bununla kalmayıp yönetime şantaj yapmaya kalkıştı. Şantajı karşılığında tamı tamına 100.000 dolar istiyordu. Parayı almak konusunda oldukça ısrarcı olan Learned Dale yönetime çaldığı uranyumlardan biraz göndererek onları tehdit etti. Paranın ödenmemesi durumda uranyumları nükleer karşıtı bazı grupların ellerine geçeceğini belirtti. Fakat firma Learned Dale’in bu tehditlerine kulak asmayarak özel dedektif tuttu. Polis ve dedektif Dale’in izini sürerken, Dale kısa bir zamanda tutuklandı.
Oyunun Kısa Hikayesi: Oyun FPS olacak şekilde kurgulanır e oyuna Learned Dale olarak başlarsınız. Oldukça iri ve güçlü bir vücut yapısına sahipsiniz. Yasak bölgeye girerek uranyum çalmaya çalışıyorsunuz ve hiç silahınız yok. Üstünüz başınız perişan bir halde yağmurlu bir gün uranyum kaçırırken yetkililer tarafından fark ediliyorsunuz. Urayum hırsızı olarak polislerle çatışmaya giriyorsunuz. Oyunun adı tabi ki de Uranyum Hırsızı,düşünsenize nasıl olurdu?

Daha önce belki de hiç duymadığınız bir hastalık türünün bir oyunun içine bu kadar işleyebileceğini düşünmek bile ilgin. Stockholm sendromu sizi kaçıran kişiye sempati duymanız anlamına gelir. 1973 yıllarında Jan Jerik Olofsson ismini duyurmuş bir suçluydu. Stockholm’da bir banka soygunu yaptı ve polisle çatışmaya girdi. Jerik polislerden kaçarken akıllı davranarak 4 rehineyi de yanına aldı. Bu sırada Jerik bu olayın içinden nasıl çıkacağını bilemediği için en yakın arkadaşlarından biri olan Clark Olofsson’dan yardım etmesini rica etti. O yıllarda kaçırılan 4 kişinin ailesi devlete o kadar çok baskı yaptı ki , başbakan bu işin içine girerek kaçırılan 4 kişinin bırakılmasını istedi. Fakat öyle garip olaylar gerçekleşiyordu ki polisler ve kaçırılanların yakınları şok içindeydiler. Kaçırılan kişiler başbakanla iletişime geçerek Jerik’in özgürlüğünü istiyor, polislere karşı çıkıyorlardı. Kaçırılan kişiler aslında Jerik’e sempati duymaya başlamış ve yakalanmasını istemiyorlardı. İstedikleri olmadı ve Olofsson yakalandı. Fakat öyle garip bir olay yaşandı ki ikinci şaşkınlık ise bu olaydan sonra gerçekleşti. Olofsson kaçırdığı bir kişi ile oldukça iyi bir iletişim kurmuştu. Hatta belki de farklı şekilde yorumlayanlar da oldu. Biz bilemeyiz tabi ama oldukça ilginç bir sendrom olduğunu söylemeden geçemeyeceğim.
Oyunun Kısa Hikayesi: Oyunda Olofsson’un kaçırdığı rehinelerden biri olarak yer alıyorsunuz. Banka soygunu sonucu sizi getirdiği yıkık dökük evde yaşamınızı sürdürmeye çalışıyorsunuz. Hem korkuyor hemde Olofsson’a yardım etmeye çalışıyorsunuz. Olofssonla birlikte polisle çatışmaya dahi giriyorsunuz. Tek göreviniz Olofsson’u polislere yakalatmamak. Oyunun adı da Olofsson’u Kurtar falan olurdu herhalde. Baya ilginç oldu ha?

Bir çok oyuna konu olmuş Naziler, öyle bir askeri içlerinde barındırıyordu ki belkide şimdilerde bizim makalelerimize konu olabileceğinden habersizlerdi. Nazi subayı olarak karşımıza çıkan Erwin Rommel , 2. Dünya Savaşı’nda bir çok başarı göstermiş ve Nazi ismini bir çok ülkede duyuran subaylardan biri olmuştur. Erwin Rommel Nazi subayı olsa da Hitlerin tüm politikasını reddederek acımasızlığı istemiyordu. Kuzey Afrika’da yönettiği birlikleri başarıya ulaştıran piyade Rommel savaşta düşen esirlere diğerlerinden çok farklı davranıyordu. Onların savaşın içinde yer almaması, aşağılanmaması ve ezilmemesi gerektiğini düşünen Rommel Hitler’in ideolojisiyle bu noktada çatışıyordu. Olaylar çığırından çıkmaya başladığında ise Hitler’in artık durması ve bu olayların bitmesini istemişti. Hitler’e yapılan suikast sonucunda , suçlusu Rommel gösterilerek tutuklandı. Daha fazla yazmak istemiyorum…
Oyunun Kısa Hikayesi: Rommel isimli oyun kanlı bir Nazi kampında esirleri kurtarmak için savaşan bir Nazi subayının hayatını anlatırdı sanırım. Söyleyecek pek bir şey olmasa da onun gerçek hayatta başarmak isteyip de başaramadığı şeyi belki biz bir oyunda gerçekleştiririz.


1 Yorum
suikast düzenlemekte suçlu bulunanlar idama çarptırılır ben böyle biliyorum gerisini 😀