Kenshi İncelemesi

Kenshi bir oyundan çok daha fazlasını, adeta yaşayan bir dünyayı sunuyor.

Lo-Fi Games aslında çok uzun senelerdir, zorlu koşullar altında Kenshi’yi geliştiriyor. Tek kişilik bir geliştiricinin macerası olarak başlayan oyun bugünlere geldi ve nihayet Steam üzerinde yayınlandı. Kenshi, her yönüyle hardcore bir hayatta kalma oyunu ve ıssız çöllerde, farklı grupların, çetelerin, dini fanatiklerin ve toplumların olduğu bir evrende geçiyor. Siz ise tüm bunların ortasında tek bir sıradan adamsınız!

Baktığımız zaman karşımızda açık dünya bir aksiyon – RPG oyunu var. Mad Max’in post apokaliptik dünyasının Akira Kurosawa filmleriyle birleştiğini de düşünebilirsiniz. Fakat bu kadar basite indirgemek haksızlık olurdu çünkü Kenshi son dönemlerde oynadığım en özgün yapımlardan birisi.

Yeni başlayanlar için oyun inanılmaz derecede açık uçlu. Takip edeceğiniz hiçbir hikaye yok ve tamamen istediğiniz gibi oynayabiliyorsunuz. Bir tüccar ya da hırsız mı olmak istiyorsunuz? Hiç sorun yok! Haydut bir ninja ya da samuray mı? Bunları da tercih edebilirsiniz. Hatta çiftçilik yapabilir, kendinize binalar oluşabilir ya da ileri giderek şehirleri istila edebilirsiniz. Tüm bunlar ve çok daha fazlası Kenshi’de mümkün. Dahası, oyun bunları nasıl yapacağınız hakkında size neredeyse hiçbir şey söylemiyor. Her şeyi bir öğrenme evresinde kendiniz deneyimliyorsunuz.

Dört ırktan biri olan insan ırkıyla başladığımda nereye gideceğim ya da ne yapacağım konusunda hiçbir fikrim yoktu. Hobbs adında bir NPC ile tanıştığımda ise ilk görevimi aldığımı zannettim ve kuzeydeki bir mağaradan bahsetti. Her şeyden habersiz ilerlerken yoluma çıkan bir grup haydut ellerinde silahlarla bana merhaba dediler ve yerde kanlar içinde komada bırakıp gittiler. Sonrasında bir grup köle tüccarına denk geldim ve yaralarımı iyileştirseler de karşılığında karakterimi zincire vurdular! Bu noktada oyuna devam edip köle olarak kalabilirdim fakat bu bana pek de cazip gelmediği için oyunu yeniden başlattım.

Aslında ikinci denememde de benzer talihsizlikler yaşadım ve başarılı olamadım. Buna rağmen üçüncü denememde oyunu yavaş yavaş daha iyi anlamaya ve Kenshi’nin sunduklarını takdir etmeye başladım.

Kenshi kesinlikle zor, affetmesi olmayan ve sizi serbest bırakan bir oyun. Üçüncü denememde kâr için demir ve bakır madenciliği yapabileceğimi fark ettim ve buna başladım. Menülere bakarken stat ve yetenekleri nasıl geliştireceğimi öğrendim, bunlar üzerinde çalışmaya başladım. Böylece oyunu yavaş da olsa kavramaya başlıyorsunuz.

Kenshi’nin oynanış kısmı ise biraz farklı. Karakterlerinizi tıpkı Baldur’s Gate’deki gibi kontrol ediyorsunuz fakat tüm savaşlar yapay zeka tarafından yönetiliyor. Burada önemli olan şey ise stat ve skilleriniz ile giydiğiniz zırhlar. Bir oyuncu olarak sizin yapabileceğiniz şeyler ise mikro yönetim ya da kaçmak! Yani savaş kısmını RPG’den çok RTS gibi düşünebilirsiniz.

Yaklaşık 6 saatten sonra oyunun bazı mekanikleri kendini göstermeye başladı. Şehrin dışında ticaret için kullandığım bir bölge vardı. Bir gün buraya geri döndüğümde etrafı ninjaların sardığını gördüm. Her yerde kan ve ceset vardı. Ticaret alanının yağmalandığını görünce şehre geri dönüp yeni arayışlara koyuldum. Bir süre sonra tekrar bölgeye geri döndüm ve yeniden gelenler olmamıştı fakat ninjalar ayrıldığı için kalan ganimetleri kendime alabilmiştim.

Diğer yandan Kenshi’nin karakter yaratma ekranı da oldukça derin ve karakterinizin türünden tutun fiziksel özelliklerine kadar her şeyi ayarlayabiliyorsunuz. Hatta ayakta dururkenki pozisyonunu dahi seçiyorsunuz. Fakat nasıl bir karakterle başlarsanız başlayın, değişmeyen tek bir şey var o da kim olduğunuz. Oyunda seçilmiş bir kişi değilsiniz. Güçlü değilsiniz. Diğer karakterlerden daha çok sağlık puanınız yok ve özel biri de değilsiniz. Tüm bunları elde etmek için çaba göstermeniz gerekiyor.

Kenshi açıkçası teknik yönden çok fazla şey vadetmiyor. Sonuçta 12 yıldır geliştirilen bir oyun ve kaplamalar, geometrik şekiller de buna göre yaşını belli ediyor. Buna rağmen Barbar Conan ya da Krull gibi filmleri anımsatan havası hoşuma da gitti. Aynı zamanda basit grafikler geniş ölçekli savaşların da yapılmasını sağlıyor. Yine de zaman zaman güçlü bilgisayarlarda dahi teknik sorunlar yaşanabiliyor.

Sonuca gelecek olursam, Kenshi’yi epey beğendim. Yine de önermesi oldukça zor bir oyun çünkü pek çok kişi deneyecek ve sonra yüzüne bakmayacaktır. Bunun sebebi de öğrenme evresinin epey zor olması ve eğlenmek için çok fazla vakit gerektirmesi. Buna rağmen Kenshi’yi biraz anladıktan sonra yaptığınız her şeyden zevk alacak ve saatlerinizi üzerinde harcayacaksınız.

Artıları:

– Ayrıntılı karakter yaratma ekranı

– Crafting ve eğitim sistemi

– Oyun içi ekonomi

– Harika sandbox dünyası

Eksileri:

– Aşırı zor olması ve öğrenme zorluğu

– Çağın gerisinde kalan ses ve grafikler

– Problemli oyun motoru

3 Yorum

  1. Oyun zor evet fakat adapte olduktan sonra oynanışı çözdükten sonra gerisi geliyor. Örneğin ölmek üzereyken köle tacirleri tarafından bulunman aslında orada senin hikayen için güzel bir şans ve dönüm noktası olmuş. Baştan başlatmak yerine köle kampında bir kaç gün geçirerek lockpick skilini deli gibi arttırabilirdin. Ardından da bir gece ansızın zincirlerini çözüp kaçabilirdin. Hatta diğer köleleri de yanına alıp kaçmayı başardığında bunların bir kısmı sana borçlu hissedip saflarına katılıyor, para vermeden yoldaş sahibi oluyorsun.

    Lo-Fi games çok büyük bütçeli bir firma değil. Hatta yazında belirttiğin gibi bu oyun tek kişi tarafından başlatılmış ve yine büyük oranda o genç arkadaşın geliştirdiği bir oyun. günümüzde oyun sektörünün geldiği nokta belli, bol grafik sosu ve lineer ruhsuz bir oynanış ve süratle tüketilmesi için yapılmış süslü oyunların arasındayız. Bu oyun grafik olarak yetersiz olsa da içerik açısından bir çok A+ oyundan fazla emek barındırıyor çünkü tamamen rastlantısal olarak sürekli gelişen bir yığın olayın gerçekleşmesi ve bunlarla zaman zaman etkileşmenin yanı sıra , gece gündüz döngüsü olan ve yaşayan lineer olmayan sandbox açık dünya bir evreni oynanabilir hale getirip yaratmak çok fazla girdiyi çıktıyı hesaplamak anlamına geliyor ki 200-300 liraya aldığımız bir çok oyunda grafik kalitesinin cazibesine kapılıp bu detayları aramıyoruz bile.

    Eksikleri nedir dersen bence grafikten öte, öncelikli çözülmesi gereken ilk şey stabilite. Oyun iyi sistemlerde dahi fps düşüşlerine neden oluyor ki bu direkt olarak oynanabilirliğide etkiliyor. anladığım kadarıyla oyun CPU ya çok yükleniyor, genelde bir çok ortalama oyuncunun bilgisayarında ekran kartları iyidir ama cpu oyunlarda çok etkili olmadığı için önemsemezler benimkide öyle. Bu yavaşlamanın nedenini ona bağlıyorum ben kendimce. Tahmin sadece bu tabi.

    Bir diğer eksiği de müzikler ve sesler ki onu belirtmişsin. Özellikle oyunun müziği yok desek yeridir. fonda ara ara beliren bir melodi dışında müzik yok. savaş sesleri çok fena değil en azından animasyonlarla tam uyumlu, görevler için yazılmış diyaloglar ve ekip arkadaşlarının yolculuk ederken aralarında geçen diyaloglar çok güzel bir hava katıyor oyuna. Birbirleriyle atışmaları geçtikleri bölgeyle ilgili anılarını paylaşmaları falan yoldaşlarınızı kişiselleştirmeniz adına güzel olmuş. Tabi bu diyaloglar sesli değil konuşma balonu şeklinde beliriyor ilk Fallout’da ki gibi.

    Yanıtla
  2. Uzun süredir oynuyorum, İmport yapmayı yakın zaman önce keşfettim. Save yapın çıkın save li oyunu import yapın bara gittiğinizde aldığınız elemanları yine alabileceksiniz. Şu anda 2 ayrı mekanım var, büyük kalelere yakın maden kaynaklarında üretim yapıp satıyorum, para sıkıntısı yok, hal böyle olunca en iyi zırhlar, full teknoloji her türlü üretim bilumum mevcut. ordu kurmaya başladım. köpekleri (bonedog) alın erkenden; zamanla gayet iyi yok edici oluyorlar. deve yerine boğa alın sağlam saldırı gücüne ulaşıyorlar. Develer daha fazla yük taşıyor ama zayıflar. specialist (sarı renkli) ekipmanlarla donatılmış 10 kişilik süper bir ordu oluşturacağım. gördüğünüz üzere oyun bitmiyor 🙂 gelişmiş kitapları bulmak için kuzey batıda robotik yere gitmeniz lazım. sandıkları açıp çaldıktan sonra import yapın sandıklar yine dolu oluyor. Köpekleri ana mekanlarda tutun hızlı bir şekilde gelen saldırıyı bertaraf ederler. Bütün çalışanlara tüccar çantası giydirdim. sur olayım sıfır, hiç bir mekanımda sur yok. dindar fanatiklerin (beyaz benizlilerin) en güney şehrinin güney kapısının güney doğusunda demir ve kömür madeni yan yana birde taş madeni yaptım tarla vs. olay bitti. şehirlere girdiğimde bütün dükkanlardaki bütün paraları benim malları almaya yetmiyor. Ok kullanmasını istediğiniz elemana o okun ihtiacına göre bolt mu ne ise ondan da koymanız lazım. blueprint yada ne olursa para hilesi yapmış gibi ne istesem alıyorum. Ve oyun gerçekten bitmiyor… olağanüstü bir oyun. iyi eğlenceler.

    Yanıtla
    • Tüccar çantası yerine thief backpack var o daha iyi adamların skillerinde hiç bir düşme yapmıyor çünkü, import export olayını bende denemiştim, duvar yapmadığın için gözünden kaçmıştır duvarlara defans için oklar yapılıyor onlarda yetişen adamların olursa yetiştikten sonra çok etkili oluyorlar, ama duvarsızlık oyunun atmosferine daha uygun çünkü her oyunu kapatıp açtığında mutlaka duvarların ulaşılmayan kısımlarında sıkışıp takılıp kalan adamların veya diğer imparatorlukların patrol elemanları oluyor

      Yanıtla

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Şifremi Unuttum

Kayıt Ol