The Occupation İncelemesi

The Occupation politik konulara eğilen, senaryo odaklı bir oyun.

Bir zamanlar video oyunlarının sadece tek bir amacı vardı; eğlenmek ve gerçek hayattan kaçmak. Fakat zaman ilerledikçe oyunlar yavaş yavaş bir sanat formuna dönüşmeye başladı ve bu sebeple de daha ciddi konulara ağırlık vermeye koyuldular. Sosyo – politik konuları işleyen yapımları son yıllarda aslında sık sık görüyoruz. Akla ilk örnek olarak The Metal Gear, Deus Ex serisi ile Spec Ops: The Line, Bioshock Infinite ya da Papers, Please gibi oyunlar geliyor. İncelemesini yapacağımız The Occupation da aslında bunlardan birisi.

The Occupation İnceleme

Zenofobi, terörizm ve sivil haklar gibi konulara eğilen İngiliz yapımı The Occupation, aslında daha çok düşündürmeyi hedefleyen bir yapım. 1980’lerin Britanya topraklarında geçen bu oyun, 20 insanın öldüğü Bowman Carson Facility bombalı saldılarını konu alıyor. Ana karakter olarak biz de bu olayı soruşturmaya koyuluyoruz ve yol boyunca Union Act merkezindeki tartışmalar hakkında daha çok bilgi sahibi oluyoruz. Amacımız ise gerçeği ortaya çıkarmak.

Dediğim gibi The Occupation politik ağırlıklı bir oyun ve vermek istediği mesajlar var. Eğer İngiltere’deki Brexit oylamalarını ve tartışmalarını yakından takip ettiyseniz, The Occupation’ın Union Act’ı yaratırken nereden ilham aldığını da daha net anlayacaksınız. Oyun sizi gerçek hayatta politikanın etkileri üzerine düşünmeye itiyor.

Oyunda araştırmacı bir gazeteci rolündeyiz ve amacımız da aslında hiçbir şeyin göründüğü gibi olmadığı, karmaşık bir durumu ortaya çıkarmak. Genellikle muhabir olarak oynasak da, bazı sekanslarda flashbackler yaşanıyor ve hikaye başka karakterlerin perspektifinden de anlatılıyor.

Bombalı saldırının olduğu tesislere girmeniz gerekiyor ve bunu yaparken havalandırma boşluğunu kullanabilir, giriş kartlarını bularak çalışanları ve güvenlik görevlilerini atlatabilirsiniz. Tüm bunları yapabileceğiniz gibi aynı zamanda sandalyenizde oturup daha önceden ayarlanmış randevunuzun gelişini de bekleyebilirsiniz.

The Occupation’ın tüm hikayesi toplam dört bölüme ayrılmış ve ikisi röportajlardan oluşuyor. Oyunun uzunluğu gerçek zamanlı bir şekilde işliyor. Yani randevunuz bir saatse, mümkün olduğu kadar çok ipucuna erişmek için de bir saatiniz var. Oyunda bir saatiniz bile var ve birinin ofisine gitmeniz ya da arama yapmanız gerektiği zamanlarda size hatırlatma yapıyor. The Occupation pek çok yönden klasik point and click dedektiflik oyunlarını akla getiriyor.

Oyunda bulmacaları çözmeniz gerekiyor ve bunu yaparken eski floppy disketler buluyor, çeşitli belgeleri bastırıp iş arkadaşlarınıza fakslıyor ya da belli odalarda otomatik şifreleme sistemlerini geçiyorsunuz. Her ne kadar düzenli röportajlar yapmak zorunda olsanız da, oyun sizi bölümlere yaklaşım şekliniz konusunda kısıtlamıyor.

Araştırmanıza daha çok bilgi sağlamak için The Occupation’da güvenlik görevlilerini atlatmanız gerekiyor. Aslında güvenlik görevlisi demeliydim çünkü The Occupation’ın karakterleri oldukça kısıtlı ve etkileşime geçebileceğiniz sadece bir avuç NPC bulunuyor. Bu kişi Steve ve ilginç bir şekilde ‘aşırı hassas bilgiler’ barındıran bir tesisi sadece kendisi koruyor! Karakterlerin sayısı maalesef epey az ama Steve karakterinin ilgi çekici olduğunu da söylemeliyim.

The Occupation’ın ağırlıklı bir kısmı aslında gizliliğe dayanıyor fakat bu konuda çok başarılı bulduğumu söyleyemem. Oyunun NPC’leri gerçekten de çok kötü bir yapay zekaya sahip. Sadece çalışanlara özel bir yere girdiğinizde uyarılıyorsunuz, ardından NPC’nin arkasını dönmesini bekliyorsunuz ve içeri tekrar giriyorsunuz. Bazen çalışanlar bile sizi rahatsız etmiyor ve gizlilik – keşif mekanikleri maalesef sınıfta kalıyor.

The Occupation’daki seslendirmeler genel anlamda kötü değil fakat bazen yavan kalıyor ve kendini tekrar ediyor. Özellikle Steve ve diğer NPC’ler sizi yakaladığında devamlı aynı cümleleri kuruyorlar.

Açıkçası zaman zaman böyle senaryo odaklı, anlatacak bir şeyleri olan oyunları oynamayı seviyorum. Her ne kadar eksikleri olsa da The Occupation beğendiğim, kendi mesajları olan bir yapım oldu. Buna rağmen herkese göre olmadığını ve yabancı dil bilmeden de oynanmayacağını söylemeliyim.

Artıları:

  • İlgi çekici senaryo

  • Politik mesajlar

  • Özgün bir oyun olması

Eksileri:

  • Manuel kayıt olmaması

  • Kötü yapay zeka

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Şifremi Unuttum

Kayıt Ol