Subnautica: Below Zero İncelemesi

Devam oyunu Subnautica: Below Zero da orijinali kadar özgün.

Bizi su altında ilgi çekici ve büyüleyici bir maceraya çıkaran Subnautica, yayınlandığı dönem oldukça beğenilmiş bir oyundu. Hatta pek çok yayın organı tarafından yılın en iyi bağımsız oyunu olarak gösterildi ve atmosferik oyunlara yeni bir soluk kattı. Birkaç gün önce de devam oyunu olan Subnautica: Below Zero çıkış yaptı.

Erken Erişim sürümü olarak Steam’de yayınlanan ve 32,00 TL gibi uygun sayılacak bir fiyat etiketi olan Subnautica: Below Zero, bu sefer bizi donmuş suların altına götürüyor. Bir uzaylı gezegeninde geçen oyun, Subnautica’nın bir sene sonrasını konu alırken, uzaylı araştırma istasyonu olan Planet 4546B’de hayatta kalma savaşı veriyoruz.

Subnautica: Below Zero’da iki temel amacımız var. Birincisi gerekli araçları yaparak hayatta kalmak, ikincisi ise gemimizin kaza yapmasına yol açan gizemi bulmak ve bu gezegenden çıkış yolu aramak. Subnautica benim de en sevdiğim oyunlar arasında yer alıyor çünkü son derece büyüleyici bir çevre tasarımı var ve okyanusta yalnız başına kalma hissini iliklerinize kadar yaşatıyor. Aynı geleneği Subnautica: Below Zero da devam ettiriyor.

Açıkçası Subnautica: Below Zero beni pek çok korku oyunundan daha çok ürküttü ve oyun teknik olarak gerilim oyunu dahi değil. Okyanusta tek başınıza yüzerken altınızda neler olduğunu bilmiyorsunuz ve o sırada etraftan da garip sesler duyuyorsunuz. Belki söyleyince kulağa pek ürkütücü gelmiyor fakat oynarken daha iyi anlıyorsunuz.

Subnautica’yı Erken Erişim olarak yayınlandığında oynamıştım ve çok fazla bug içermesine, içeriğinin kısıtlı olmasına rağmen bayılmıştım. Bu yüzden her güncellemede tekrar denedim ve yavaş yavaş tamamlanışına şahit oldum. Diğer yandan Subnautica: Below Zero ise çok daha fazla tamamlanmış bir yapıda sunulmuş. Bunda orijinal grafik motorunun ve bileşenlerin kullanılmasının etkisi büyük. İlk oyun daha çok hikayesi olan bir hayatta kalma oyunu gibiyken, Below Zero ise hayatta kalma öğeleri olan senaryo odaklı bir oyun gibi.

Buz gibi bir okyanus gezegeninde bir araştırmacı olarak oynuyoruz ve donmuş denizlerin altına inerek uzaylılara ait kalıntıları arıyoruz. Karakterimiz bu sefer daha fazla kişilik sahibi ve uydu istasyonundan onu izleyen kız kardeşiyle de etkileşime geçiyor.

Diğer yandan Subnautica: Below Zero da tamamen bitmiş bir oyun değil ve içinde eksik özellikler, buglar ve performans sorunları bulunuyor. Bu yüzden de hikaye içeriği yaklaşık üç saat içinde bitiyor fakat vakti biraz daha uzatırsanız beş saate kadar çıkabilir.

Her ne kadar başlangıçta ilk oyunun aynısı gibi gözükse de, oynadıkça Subnautica: Below Zero’nun aslında farklı bir deneyim yaşattığını fark ediyorsunuz. En başta da değişen iklimin ve yeni bölgelerin bunda katkısı büyük. Tüm bunları keşfetmek, bilgi sahibi olmak ve o sırada da hayatta kalmaya çalışmak epey keyifli.

Eğer su altında hayatta kalma fikri size ilgi çekici geliyorsa, en başta Subnautica’yı mutlaka denemenizi tavsiye ederim. Daha önce oynadıysanız da, Subnautica: Below Zero gerçekten başarılı ve denemeye değer bir devam oyunu. Üstelik henüz çok erken bir aşamada ve ilerleyen dönemlerde oyuna bol bol yeni içerik geleceğini de biliyorum.

Artıları:

  • Yeni okyanus iklimi

  • Daha iyi hikaye

Eksileri:

  • Şimdilik çok kısa olması

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>