State of Decay 2 İncelemesi

State of Decay 2 çıkışını gerçekleştirirken, beklenen etkiyi yaratabildi mi?

Henüz tamamlanmış şekilde oyunları piyasaya sürmek son zamanlarda trend hâlini aldı. Örneğin State of Decay de bunlardan birisi sayılabilir çünkü her ne kadar çok beğenilse de, kimi zaman oyuncuları çileden çıkaran hata ve glitchlere sahipti. İkinci oyun State of Decay 2 de henüz çıkış yaparken, herkesin beklentisi ilk oyunun daha da üstüne koyması ve eksik yönleri tamamlamasıydı.

State of Decay 2 zombi hayatta kalma türüne daha bir gerçekçilik katmayı amaçlıyor. Oyunun özel bir topluluğu var ve iki farklı oynanış asla aynı deneyimi sunmuyor. Sonunda ise verdiğiniz kararlarla hayatta kalanları siz belirliyorsunuz.

Eğer sadece zombi avı arıyorsanız, State of Decay 2’de bundan fazlasıyla var. Fakat asıl amacınız derin ve ilgi çekici bir hikâyeyse maalesef bıunun için başka oyunlara göz atmanız gerekiyor. State of Decay 2 hikâye yerine çoğunlukla oyun mekaniklerine odaklanan bir yapım ve ancak siz kendi hikâyenizi yaratabiliyorsunuz.

İlk oyundakine benzer şekilde dediğim gibi ikinci oyunda da bir topluluğunuz var ve oyuna başlarken bunlarla olan ilişkilerinizi bir ölçüde belirleyebiliyor, arka planlar oluşturabiliyorsunuz. Oyundaki NPC’lerle olan ilişkinizin oyuna etki ettiği söylense de, açıkçası birkaç diyalog haricinde bunun etkisini pek de hissedemiyorsunuz.

Oyun bu yönüyle maalesef pek de karakter derinliğine sahip değil. Grup moraline daha çok yeterli miktarda kaynağa sahip olmak ve herkesi uygun şekilde kullanmak için önem gösteriyorsunuz. Oynadığım süre boyunca hiçbir karaktere bağlılık hissetmedim ve gruptan birisi öldüğünde tek kendişe ettiğim şey ekip üyesinin çantasında taşıdığı silahlar oldu!

State of Decay 2 temelinde bir kaynak yönetimi oyunu ve üzerinizdeki yiyecekleri, tıbbi malzemeleri, inşaat materyallerini, mermiyi ve yakıtı idare etmeniz gerekiyor. Farklı aktiviteler farklı kaynaklar isterken, üssünüzde de farklı tesisler kurma imkanınız var. Örneğin yiyecek üretmek için bahçe yapabilir ya da yaralı parti üyeleriniz için bir revir inşa edebilirsiniz.

Oyuna başladığınızda maalesef işler çok kısa sürede ‘telaşlı’ hâle geliyor. Kaynak toplama, topluluk görevleri, yakındaki zombi istilaları ve devamlı telsizden yardım isteyen insan grupları can sıkıcı olabiliyor. Çünkü herkese aynı anda yardım etme ve aynı zamanda kendi topluluğunuzu da mutlu etme şansınız olmuyor. Yine de zorlu kararlar vermeyi sevenler için bu ideal olabilir.

State of Decay 2’nin dövüş mekanikleri ise maalesef biraz kendini tekrar eden cinsten. Yakın dövüş silahları ve tabanca alabiliyorsunuz. Fakat ateşli silahlar fazla gürültü çıkarıyor ve mermi bulmak da kolay değil. Dolayısıyla çoğu zaman zombilerle yakından mücadele etmek zorundasınız. Bu da sonucunda bitmek bilmeyen, ard arda basılan tuşları ortaya çıkarıyor ve dövüşler sıkıcılaşıyor.

Üstelik bir süre sonra oyunda kendinizi devamlı ‘grind’ yapar halde buluyorsunuz. Farklı üyelerle farklı görevler çıkıyor ve komşu topluluklara da iyilikler yapabiliyorsunuz. Fakat görevlerin birçoğu birbirine epey benziyor. Oynanışın en çok çeşitlendiği yer ise topluluk liderinizin özel görevlrei. Bir üyeyi grup lideri pozisyonuna yükselttiğinizde, tamamlayabileceğiniz bir dizi yeni görevler oluyor. Örneğin Builder görevleri üssünüzü güçlendirmeye odaklanırken, Warlord görevleri ise hayatta kalma ve diğer toplulukları yok etmekle ilgili görevlere odaklanıyor.

Maalesef bu özel görevlerden sadece bir avuç var ve State of Decay 2’nin de oyun sonu içeriği konumundalar. Görevleri bir kez tamamladığınızda oyununuz sona eriyor ve artık geriye dönemiyorsunuz. Ödül olarak da size özel bir pasif yetenek veriyor ve yeni topluluklara aktarabiliyorsunuz. Buna rağmen büyük ihtimalle oyunu ikinci kez oynamayacaksınızdır.

Dövüş mekanikleri başarılı olmasa da, ölüm animasyonları kesinlikle harika ve son derece vahşi. Oyun tüm o yoğun zombi şiddeti hissini verirken, saatlerce oynadıktan sonra dahi zombilerin üzerinden araçla geçmek aynı derecede keyifli oluyor.

State of Decay 2’de üç harita bulunurken, her biri ilk oyundaki harita boyutunda. Buna rağmen oyuna başlarken birini üs olarak seçmeniz gerekiyor. Oyun ilerledikçe diğer bölgeleri de keşfetme fırsatınız oluyor fakat topluluğunuzu geride bıraktığınız için ilerleyişiniz yeniden başlıyor, üssünüz ve eşyalarınız arkada kalıyor.

Maalesef oyunun grafikleri ve performansı da çok yeterli diyemem. Çoğu zaman ilk oyundaki gibi bolca bug ve glitch karşınıza çıkıyor, NPC’ler duvarlarda ya da yolda takılı kalıyor, bazen ses tamamen kesiliyor, kapıları açarken glitchler meydana geliyor ve ganimetler gökyüzünden düşüyor. Yer yer de oyun çöküyor ve bu kesinlikle can sıkıcı çünkü oyun sadece belli noktalarda kayıt alıyor.

State of Decay 2 açıkçası elindeki mevcut potansiyeli tam olarak kullanamayan bir oyun fakat AAA diğer oyunlara göre nispeten ucuz fiyatı bunu kabul edilir kılıyor. Başlangıçta hayatta kalma ve dövüş mekanikleri keyifli fakat kısa sürede kendini tekrar ediyor. Parladığı noktalar yok değil fakat nihayetinde her şey fazla yüzeysel. Ayrıca bir zombi hayatta kalma oyunu olarak sunduğu tek korku öğesi ise bolca teknik problem!

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>