Video oyunlarından bir sanat eseri çıkar mı sorusu yıllar boyunca tartışma konusu oldu. Özellikle de son dönemde çok başarılı bağımsız oyunlar gördük ve satış kaygısı bir kenara bırakıldığında neler yapılabileceğine şahit olduk. Henüz çıkan GRIS de gerek sanat yönetimiyle, gerek kullanılan renklerle, gerekse müzik ve animasyonlarıyla adeta sanat eseri gibi bir oyun.
GRIS ilk aşamada görsel tasarımıyla beni etkilemeyi başardı. Dikkat çekici ve özgün tasarıma, aynı zamanda ilginç ve uygun kamera hareketleri eşlik ediyor. Bununla birlikte sizi daha da içine çeken ve kahramanların ilerleyişini ifade etmede yardımcı olacak renk değişimleri yaşanıyor. Belki ilk bakışta size basit gibi gelecek olan bu 2D grafikler, dikkatinizi verdiğinizde gözünüze sanat eseri şeklinde gözükecek.
GRIS’in isimsiz kahramanı çok fazla güce sahip değil fakat hataya da düşmeyin: bu oyun sadece sevimli gözüken, basit bir platform oyunu değil. Karakterimizin sahip olduğu yetenekler oyunun çevresini etkilemek için kullanılıyor. Örneğin üzerine giydiği elbiseyi bu amaçla kullanabiliyor ya da bir bölümde yerçekimini tersine çeviriyoruz. GRIS aynı zamanda başarılı platform öğelerine de sahip olan bir oyun.
GRIS’in bölüm tasarımı da bir o kadar başarılı ve sizi kaybolmuşluğa, kafa karışıklığına ya da bıkkınlığa itmeden keşfetmeye cesaretlendiriyor. Bu durum da takdir edilesi çünkü bölümlerin iskeletini korurken ya da bulmacalar sunarken aynı zamanda keşfetme hissini de korumak pek kolay değildir. Bu sayede oynarken sadece bir görevden diğerine, A noktasından B noktasına gidiyor gibi hissetmiyorsunuz. Hatta öyle ki aynı yoldan geri dönerken bile GRIS’te bazı şeyleri ilk kez görüyor gibi hissediyorsunuz. Bu da bölümlerin akışı ve sanat tasarımı sayesinde oluyor. Böylece bir labirente kısılı kalmış bir fare gibi hissetmiyorsunuz.
GRIS’in hikayesi de bir dizi yoruma açık ve belli bir anlama varmanız da aslında pek önemli değil. Bunun yerine Nomada Studio kendi görüş ve sesinizi bulabileceğiniz temelleri atıyor. Ne demek istediğimi oyunu oynarken daha iyi anlayacaksınız.
GRIS’i tanımlarken ‘düşüncelere sevk eden’ bir oyun da diyebiliriz aslında. Journey ve ABZU gibi oyunları hatırlatırken, 2D grafikler yer alıyor ve o oyunların aksine bu sefer daha çok etkileşime giriyor, daha çok bulmaca çözüyoruz.
Umut dolu genç bir kızın kendi dünyasında kayboluşunu anlatan GRIS, her anlamda sıradışı bir yapım. Muhtemelen tüm bu deneyimi 3-4 saat içinde yaşayacak ve bitireceksiniz fakat şunu söyleyebilirim ki her anına değecektir. 27,00 TL gibi uygun bir fiyat etiketiyle satışa çıkan oyun, özellikle atmosferik yapımları sevenler için biçilmez kaftan. Gerek oyunculardan, gerek eleştirmenlerden neredeyse tam puan almayı başaran GRIS’e mutlaka göz atın derim.
Artıları:
-
Güzel, sade ve basit
-
Muhteşem sanat tasarımı
-
Keyif veren müzikler
Eksileri:
-
Nispeten kısa olması
-
Basit bulmaca ve platform öğeleri