DUSK İncelemesi

Uzun süre sonra klasik FPS dönemine geri dönüyoruz.

Son birkaç yılda forumlarda yeterince vakit geçirdiyseniz ya da bazı YouTube yayıncılarını takip ettiyseniz, muhtemelen DUSK adlı bu küçük oyunu duymuşsunuzdur. Belki de neden oynayan herkesin bu oyuna neredeyse tam puan verdiğini de merak ediyorsunuz. Klasik FPS hissini modern çağda yaşatan bu yapım, aslında aldığı olumlu eleştirilerin de hakkını fazlasıyla veriyor.

DUSK bizi 90’lı yılların nişan alma oyunları atmosferine gösteriyor ve Quake’in grafiksel yapısını, DOOM ile Duke Nukem 3D’nin nişan alma mekaniklerini bünyesinde barındırıyor. Tabii yer yer Silent Hill vari korku öğeleri de yer almıyor değil.

DUSK’ın oyun dünyası fark edeceğiniz üzere poligonel bir yapıda ve her şey pürüzlü kenarlarla karşımıza çıkıyor. Kaplamalar Minecraft’tan daha çok ‘bloklar’ şeklinde ve animasyonlar da son derece basit. Peki böylesine bir oyun nasıl günümüzde herkesin beğenisini kazanabiliyor? İşin aslı bu içindeki formülde gizli ve her şey grafik demek değil.

Heavy metal müziklerle bezeli bir oyun olan DUSK’ın en iyi olduğu nokta tabii ki oynanış kısmı. Oradan oraya koşuyor, mermilerden kaçıyor ve düşmanlarımızın üzerine mühimmatımız bitene kadar mermi yağdırıyoruz. Eski FPS’lerin tadını tam anlamıyla vermeyi başaran oyunda kontroller de son derece yumuşak ve akıcı. Böylesine hızlı bir oyunda zaten aksi de düşünülemezdi.

Elbette DUSK’ın hızlı dövüş sisteminin öğrenme evresi biraz zaman alabiliyor. Yine de kontrollere alıştıktan sonra işler biraz kolaylaşıyor. Eğer bu öğrenme evresini atlatamazsanız da, ‘Game Over’ ekranıyla erken tanışıyorsunuz.

90’lı yılların tüm FPS oyunları gibi DUSK’ta da sağlık barınız otomatik olarak dolmuyor. Bu yüzden de hayatta kalmak için zırh ya da ilk yardım çantaları bulmanız gerekiyor. Belki günümüz oyun dünyasında biraz garip gelebilir fakat bir zamanlar bütün nişan alma oyunları aynı mekanikleri kullanıyordu. Ta ki ortaya Call of Duty çıkana kadar. Toplam 100 sağlık puanınız var fakat sihirli iksirler ve Hallowed Health güçlendirmesiyle bunu aşmak mümkün. Oyundaki düşmanların da zorluğunu hesaba katınca, bunlara da açıkçası epey ihtiyacınız olacak.

FPS oyunlarında artık düşman çeşitliliği maalesef epey az oluyor fakat DUSK bu çizgiyi de kırarak bizi yine geleneksel döneme taşıyor. Karşınızda çok sayıda şeytani düşman var ve hepsi de savaşta size zorluk yaratmak için farklı rollerdeler. Leatherneck gibi bazı düşmanlar aceleyle üzerinize saldırırken, büyücüler ise daha geride kalarak yavaşça alev topları yağdırıyor. Dolayısıyla farklı düşmanlar ilk seferde epey afallatıyor.

Oyunda silahların da farklı rolleri bulunuyor. Örneğin Hunting Rifle bir keskin nişancı tüfeğiyken, Mortar da el bombaları yağdırıyor. Aynı zamanda silahların mermileri de farklılık gösteriyor. En önemlisi ise oyunda Akimbo yani çifte silah seçeneğinin de olması. Böylece ikinci bir tabanca ya da pompalı tüfek bulduğunuzda iki elinizde de kullanabiliyorsunuz.

Modern FPS oyunlarının neredeyse tamamında artık checkpoint sistemi yer alıyor. DUSK ise bu konuda sizi serbest bırakıyor ve istediğiniz zaman oyunu kaydedebiliyorsunuz. Buna rağmen en azından beş dakikada bir kayıt etmeyi unutmayın derim. Çünkü başta da dediğim gibi oyun gerçekten de zaman zaman epey zorlayıcı oluyor.

3 bölümden oluşan DUSK, yaklaşık 12 saatlik bir oyun deneyimi sunuyor. Genel anlamda sizi zaman zaman yorsa da, kesinlikle buna değen bir yapım ve sonunda kazanma hissini elde ediyorsunuz. Eski FPS oyunlarını destekliyorsanız, böylesine bir bağımsız yapımı kaçırmayın derim çünkü gerçekten de ödediğiniz parayı sonuna kadar hak ediyor!

Artıları:

  • Geleneksel FPS özellikleri

  • Durmaksızın aksiyon

  • Doyurucu oynanış

Eksileri:

  • Zaman zaman fazla zor oluşu

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Şifremi Unuttum

Kayıt Ol