Disco Elysium

MMORPG
Takip Et
9.7

Mükemmel

6.3

Kullanıcı

Disco Elysium – The Final Cut İnceleme

Disco Elysium The Final Cut şimdiye kadar gördüğüm en yenilikçi, en sürükleyici, en efsanevi yapımlardan bir tanesi. Bu oyunu herkes oynamalı.

Oyunlarda siyasetten hoşlanmıyorsanız, Disco Elysium – The Final Cut oynamayın. Oyunların bir şey söylemeyi amaçlaması gerektiğini düşünmüyorsanız, bu dedektif RPG oyunu sizin için uygun değil. Bu söylediklerim, 61 TL’lik bu oyunun bir manifesto olduğu anlamına gelmiyor. Alaycı ama düşünceli bir şekilde bir dizi ideolojiyi eleştirmesi, oyunun politikasının beklediğiniz kadar dar olmadığını ortaya koyuyor. Ancak bu tembel bir merkezcilik değil.

Disco Elysium’un sempatisi, denklemin diğer ucunda sizden polis olarak oynamanızı istemesine rağmen, en nihayetinde en iyi çıkarlarını merkez alan çalışan insanlar ve insanların hareketlerinden kaynaklanıyor. Harika rol yapma mekaniği ve zengin bir şekilde gerçekleştirilmiş dünya, hikaye ne olursa olsun etkileyici olurdu ancak Disco Elysium’un temel mekaniği, onu tarihin şu anda oynayabileceğiniz en iyi PC oyunu yapıyor.

Disco Elysium – The Final Cut ‘ın oyunun ilk olarak 2019’da piyasaya sürülen yeni bir sürümü olduğunu unutmayın. En önemli değişiklikler, ek yan görevler ve tüm karakterlerin seslendirilmesini içeriyor. Bu güncelleme, oyunun konsol lansmanıyla birlikte geliyor ve orijinal oyuna PC’de zaten sahipseniz ücretsiz olarak sizin oluyor.

blank

Disco Elysium İnce Mavi Çizgi

Disco Elysium’un Estonyalı bir romancı (Robert Kurvitz) tarafından yazıldığını ve tasarlandığını bilmeseniz bile, muhtemelen durumun bu olduğunu tahmin edebilirsiniz. Bu her şeyden önce yetişkinlere yönelik bir hikaye ve sergilenen baş döndürücü edebi yoğunluk, üniversitede okumak için görevlendirildiğin tuğla boyutunda bir kitap gibi hissettiriyor.

Neyse ki, Disco Elysium daha ezoterik kavramlarını tanıdık bir formülde temellendirmek için akıllıca bir seçim yapıyor: bir polis prosedürü. Twin Peaks veya The X-Files’ı izlediyseniz, hiçbir şeyin varoluşsal felsefeyi bir davada birkaç polisle birlikte deneyimlemekten daha sorunsuz hale getirmediğini bilirsiniz. Disco Elysium, soğuk ve ağır Avrupa estetiğiyle, Bordertown veya The Killing gibi birkaç yıl önce patlayan Nordic Noir suç dramlarını, çok daha kuru ve karanlık absürdist komedi ile de olsa hatırlıyor.

Korkunç şehir Revachol’da siz ve ortağınız Kim Kitsuragi, yerel bir adamı kimin astığının ve onu herkesin görmesi için asmasının gizemini çözmeye çalışıyorsunuz. Bu, düzinelerce saatlik oyun süresi boyunca zekice ters köşeler ve ilginç bulmacalar ile dolu sağlam bir cinayet gizemi. Ama aynı zamanda dünyanın kendisinin ve onu şekillendiren uğursuz ama tanıdık sosyal güçlerin daha derin araştırılması için de bir iddia. Ülkelerin ve ırkların sahte isimlerine rağmen, burası karikatürize edilmiş bir fantezi dünyasından çok gerçekçi bir alternatif tarih dünyası. Özenle dokulu dünya inşasına kendinizi kaptırırken, her tür despot, başarısız devrim ve çatışan siyasi hareketler hakkında bilgi sahibi olacaksınız.

Aramanız endüstriyel Martinaise bölgesi ile sınırlı kalıyor. Bir Yakuza oyunu gibi, Disco Elysium, keşfedilecek geniş, sığ bir harita yerine size mütevazı büyüklükte ancak inanılmaz derecede derin bir yaşam alanı sunmayı tercih ediyor. Bu, araştırmanızı yönetilebilir kılarken, istediğiniz yere gitmek için ferahlatıcı bir özgürlük sunuyor. Olay örgüsünü bir şekilde doğrusal olmayan bir yolda takip etme özgürlüğü sunuyor. Bir noktada hızlı seyahat yapmanın kilidini açıyorsunuz ancak bu noktada haritaya o kadar yakından aşina oluyorsunuz ki, o arka sokaklarda yürümemek elde değil.

İnsanlarla konuşmak zamanın ilerlemesine neden oluyor ve belirli eylemler yalnızca günün belirli noktalarında gerçekleşiyor. Sonuç olarak, kendimi Animal Crossing ve Stardew Valley’den farklı olarak günler planlarken buldum. Özgürlük, hikaye odaklı bir oyundan beklediğinizden daha eğlenceli deneyimler sağlıyor.

Disco Elysium içerisinde gerçekte neler olup bittiğini anlamak için birçok insanla konuşmalısınız. Martinaise’deki her kişi önemli, hiç kimse öylesine yerleştirilmiş bir NPC değil. Serseri çocuk Cuno size o kadar zor anlar yaşatacak ki yüzüne yumruk atmak isteyeceksiniz ama ortağınız Kim o kadar dik kafalı bir adam ki onu hayal kırıklığına uğratmak istemeyeceksiniz.

Sendikalı işçiler, hiçkimsenin polise veya grev kırıcılara neden güvenmediğini açıklıyor. Femme ölümcülleri, siz gerçeğe dönmeden önce gizli ajan rüyalarınızı gerçeğe dönüştürmeye hazır görünüyor. Kriptozoologlar, kripto faşistlerle takılıyor. Bu insanlar ve insanların hikayeleri her şeyden çok, Revachol’daki hayatın en iyi ve en kasvetli portresini çiziyor. Hikayeler harika bir şekilde yazılmış ve genellikle inanılmaz derecede komik. Oyuna yeni eklenen seslendirmeler sürükleyiciliği artırıyor.

blank

Sen Ne Tür Bir Polissin?

Siz yani karakteriniz, düzensizliğin mükemmel resmi, “bir insanın güzel felaketi” ve Disco Elysium ‘un etrafında döndüğü kara delik. Her klasik RPG oyunu gibi karakterimiz geçmişi unutmuş. Oyun, size kendine zarar veren ve zihni sürekli uyuşuk bir polis rolünü üstlendiriyor. Sürekli akşamdan kalma olmak sizi etrafınızdaki dünyaya tamamen kayıtsız bırakıyor. Bozulmuş beyni, rol yapmanızı yansıtmak için adeta boş bir tuval. Siz söyleyene kadar aynada kendi yüzünü bile göremeyen bir karakter.

Ancak bu beyin tamamen boş değil. Karakterinizin kafası çeşitli, kötü duygular ve dürtülerle dolu. Bu kişileştirilmiş duygular, sürekli ve kakofonik bir iç monologla sizi rahatsız ederek sürekli tartışıyor. Bu farklı, hırıltılı dürtülerle boğuşmak, bir anı şımartırken diğerlerini görmezden gelmek, karakterinizi nasıl inşa ettiğinize bağlı. Bunu resimli bir sesli kitap yerine harika bir rol yapma oyunu yapan, karakteriniz üzerindeki kontrolünüz.

Disco Elysium, klasik bir batı RPG’sinin kaba şekline sahip: Baldur’s Gate veya Planescape: Torment’ı düşünün. Oyun harika mecazlar ve mekanikler ile dolu. Örneğin zırh yerine farklı polis şapkaları takıyorsunuz ve hazineler keşfetmek yerine çöpleri geri dönüştürmek için topluyorsunuz. Hatta bu oyun, tek bir mermi ateşlemenin bile muazzam bir olay olduğu bir yapım.

Disco Elysium ‘u diğer oyunlardan ayıran en büyük noktası ise “sınıflara” ve “seviye atlamaya” nasıl yaklaştığı. Vatandaşlarla konuşarak ve temel gizemlerle ilgili bulmacaları çözerek deneyim kazanıyorsunuz. Seviye atladıkça, kişiliğinizin çeşitli bölümlerine, Psyche Becerilerinize harcayabileceğiniz beceri puanları kazanıyorsunuz. Bu Psyche Becerileri ne kadar güçlüyse, belirli eylemleri gerçekleştirme veya belirli beceri kontrollerinde başarılı olma olasılığınız o kadar artıyor. Yüksek İrade ile, zenginlerden size para vermelerini istemek için cesaretimi topluyorsunuz. Empatiyi, birinin sizi neden aptal gibi gördüğü trajik gerçeğini bulmak için kullanabiliyorsunuz.

Psyche Becerilerinin yanı sıra, ara sıra bir Düşünce buluyorsunuz veya konuşturuyorsunuz. Bir Düşünceyi içselleştirirseniz yani yeterince düşünürseniz bu, Psyche Becerilerinizi etkiliyor ve yeni diyalog seçenekleri açıyor. Örneğin, bir Feminist Gündemi içselleştirmek, bir erkek olarak kadınları daha iyi anlamanızı sağlıyor. İleri Irk Teorisinin baş döndürücü önyargısını dinlemek, onun tüm inanç sistemiyle dalga geçmeden önce bir gardiyanı geçmenize yardımcı olabilecek. Sonuç olarak bir ideolojiyi anlamak, ona katıldığınız veya sizi tanımlamasına izin verdiğiniz anlamına gelmiyor.

Yaptığınız seçimler, karakterinizin diğer insanlarla nasıl etkileşime girdiği konusunda size muazzam miktarda etki sağlıyor. Harcanacak çok fazla puanınız var ve kafanızda yeni fikirler için çok fazla yer var. Kendinizi aynı zamanda bir süper polis, bir serseri polis ve sıradan bir polis olarak görmek çok çalışma gerektiriyor. Bunların hepsi, içselleştirmeyi seçebileceğiniz, özellikle kendi kendini kandıran Düşünceler. Gerçekten eğlenceli bir karakter oluşturma sistemi olmanın ötesinde bu mekanikler, kahramanın dağınık beyni için çağrıştırıcı bir oyun metaforu işlevi görüyor. Sizi yine büyük edebiyatı andıran bir şekilde kafa boşluğuna çekiyor.

blank

Zindanlar ve Das Kapital

Disco Elysium ’da çatışma yok. Bunun yerine, verdiğiniz kararlara bağlı olarak sağlık veya moral puanlarınızı kaybediyorsunuz. Öfkeden bir posta kutusunu yumruklamak mı? Biraz sağlık kaybet. Bir martı gördükten sonra neşelenmek mi? Biraz moral kazan. Uyuşturucu olarak da bilinen “iyileştirici eşyalar” da satın alabilirsiniz. Bu harika bir sistem, diğer RPG oyunları kesinlikle bu sistemden esinlenmeli.

Bir keresinde karakterim bir telefon şakası ile o kadar sinirlendi ki, yaşama isteğini kaybetti. O oyunu bitirdiğim için kızamazdım bile. Bununla birlikte, bu sistem aynı zamanda ne zaman ölümcül hasar alabileceğinizi asla bilemeyeceğiniz anlamına geliyor ki bu haksızlık. Mesela bir boss dövüşünden önce stok yapmanın bir manası yok.

Oyunun birçok görevi tipik olarak çıkmaz sokaklarda sıkışıp kalmanızı engelliyor ancak ara sıra zorunlu beceri kontrolü, hikayenin gerçekten toplandığı noktalarda ivmeyi durduruyor. Bir keresinde ya getirme görevlerini yerine getirmem ya da bir binanın arka planını sadece bir duvar resmine dokunarak anlayabileceğim inanılmaz derecede yüksek bir Ürpertici seviyesine sahip olmam gerekiyordu. Bu anlarda, oyunun daha seri bir hale gelmesini istedim.

Yine de yukarıda bahsettiğim durum tamamen bir istisna. Zamanımın büyük çoğunluğunu Disco Elysium ile tamamen içine kapılmış, meşgul, eğlendirilmiş ve ilham almış olarak geçirdim. Karakterlerin ve organizasyonların kaderini gerçekten önemsiyordum. Karakterimin nasıl ortaya çıktığını, solcu politik bilincin nasıl geliştiğini merak ettim. Yapabileceğim en iyi sarhoş, komünist polis olmaya çalıştım ve becerilerimi bunu başaracak şekilde ayarladım. Hatta akılda kalan her metin satırını buraya yazmak istedim.

Kendimi umutsuzluğa öfkelenmek için toplu eylemi kullanan bu insanlarda, adil sözleşmeler ve şirket masasında haklı koltuk talep eden bu işçilerde gördüm. Kaçacak gibi görünmediğimiz tembel yolsuzluk ve açgözlü kapitalizmin zehiri hakkında ağlamamak için güldüm. Gözlerimi kapattım ve diskoda dans ettim.

blank

Disco Elysium Sonuç:

Disco Elysium – The Final Cut, kendisini sattığı “dedektif RPG” türünden daha çok, son derece hırslı, yoğun katmanlı ve tematik olarak yankılanan etkileşimli siyasi hikaye anlatımının neredeyse kusursuz bir parçası. Bu, zeki, zorlu, komik, bilinci genişleten ve günümüzün video oyunlarının başardığı sanatsal zirvelerin başka bir hoş örneği.

Komik yazılmış, siyasi içerikli bir hikaye, entelektüel açıdan tatmin edici bir karakter, derin ve zengin bir şekilde tasarlanmış fantezi şehri, tamamen seslendirilmiş karakterler, bu oyunda hepsi var. Final Cut gerçekten olmuş. Bu oyunu herkesin oynaması gerek.

Oyunu Epic Games Store ve Steam platformları üzerinden 61 TL fiyat etiketi ile satın alabilirsiniz. Ayrıca oyuna başlamadan önce başlangıç rehberimize de mutlaka göz atın.

5 Yorum

  1. blank

    Harika bir inceleme olmuş elinize sağlık 👏🏿👏🏿

    Yanıtla
  2. blank

    Oyunu oynadım, her ayrıntısıyla doğru anlatılmış. Tavsiye ederim oynamak isteyenlere sadece dili biraz ağır kaçıyor çevirmekte zorlanabilirsiniz.

    Yanıtla
  3. blank

    Mükemmel bir yazı olmuş. Ellerine sağlık.

    Yanıtla
  4. blank

    Mekaniksel açıdan benzeri olmayan harika bir oyun. Felsefi açıdan göndermeleri çok aynı zamanda dili oldukça ağır. Bu oyuna yakışan bir inceleme olmuş. Eline sağlık.

    Yanıtla
  5. blank

    Oyun hakkında ki ön yargılarım kırıldı. Elinize sağlık🙏🏻

    Yanıtla

Cevap Yazın

E-posta adresin yayınlanmayacak.

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <s> <strike> <strong>

Şifremi Unuttum

Kayıt Ol