TÜRKİYE’DE NÜFUS VE NÜFUS SAYIMLARI
Türkiye’de ilk nüfus sayımı1927 yılında yapılmıştır. İkincisi 1935 yılında, daha sonra her 5 yılda bir nüfus sayımları yapılmıştır. 1990 dan sonra alınan kararla her 10 yılda bir sayım yapılacaktı. Ancak 1997 yılında seçmen yaşının düşürülmesinden dolayı tekrar sayım yapıldı. Son yapılan 2000 Genel Nüfus sayımına göre nüfusumuz 67.803.927 olmuştur.
Nüfus Sayımı Yapılmasının Sebepleri


  • Nüfusun miktarını
  • Nüfus artış hızını,
  • Nüfusun dağılışını,
  • Nüfusun yaş , cinsiyet durumunu,
  • Köy-kent nüfusunu,
  • Çalışan nüfusun sektörlere göre dağılışını,
  • Eğitim durumunu,
  • İşsizlik oranını,
  • Asker çağındakileri
  • Seçmen sayısını öğrenmek gibi sebeplerle sayım yapılır.

NÜFUSUN DAĞILIŞI
Dünya üzerinde nüfusu en fazla olan kıta, Asya kıtasıdır. Ülke ise Çin'dir. Nüfus en az olan kıta Okyanusya (Avustralya) dır. Antarktika kıtasında ise yerleşik hayat yoktur.
Yurdumuzda en az nüfuslanmış bölgemiz Doğu Anadolu Bölgesidir. Bölüm ise Hakkari Bölümüdür. Nüfusu en fazla olan bölgemiz Marmara bölgesidir. Bölüm ise Çatalca-Kocaeli Bölümüdür.
Görüldüğü gibi dünya genelinde ve yurdumuzda nüfus dengeli bir biçimde dağılış göstermemektedir. Bu farklı dağılışta etkili faktörler:
DOĞAL FAKTÖRLER
İKLİM
Çok sıcak ve çok soğuk iklimler seyrek nüfusludur. Yağışların fazla , kışların ılık geçtiği iklim bölgeleri sık nüfusludur. Örnek ; kutup bölgeleri , çöl bölgeleri ve Ekvatorda 1000 m. nin altındaki yerler (yüksek nem ve sıcaklıktan) seyrek nüfusludur.
BİTKİ ÖRTÜSÜ
Ormanların sık ve gür olduğu alanlar seyrek nüfuslanmıştır.Örnek Ekvatoral Bölgede Amazon, Kongo Havzaları gibi.
YER ŞEKİLLERİ
Engebeli yerler; ulaşım şartlarının elverişsizliği, tarım alanlarının kısıtlı olması gibi sebeplerle seyrek nüfusludur.
İklim şartları elverişli olsa bile dağlık kesimler seyrek nüfuslanmıştır. Ör. Dünya üzerinde Alp-Himalaya dağları seyrek nüfusludur. Yurdumuzda ise Menteşe yöresi, Taşeli platosu, Teke yarımadası, Biga yarımadası, Gelibolu yarımadası, Yıldız Dağları Bölümü elverişli iklim şartlarına rağmen seyrek nüfusludur.
SU KAYNAKLARI (AKARSULAR)
Akarsu çevreleri su imkanı ve verimli tarım alanlarından dolayı sık nüfusludur. Bu genellemeye Ekvatoral bölge akarsuları (Amazon, Kongo) ve Kutup iklim bölgesindeki akarsular (Obi, Lena, Yenisey gibi) uymaz.
Sık nüfuslu akarsu havzalarına örnek olarak; İndus, Ganj, Fırat-Dicle, Nil gösterilebilir. Yurdumuzda ; Gediz,Bakırçay, B. ve Küçük Menderes, Sakarya, Seyhan, Ceyhan gibi akarsu çevreleri sık nüfusludur.
KARA VE DENİZ DAĞILIŞI
Dünya nüfusunun büyük bir kısmı kuzey yarım kürede ılıman kuşaktadır. Sebebi karaların geniş alan kaplaması.
BEŞERİ VE EKONOMİK FAKTÖRLER
SANAYİ
Sanayinin gelişmiş olduğu yerler iş imkanından dolayı sık nüfusludur. Ör.İstanbul , Bursa, İzmir, Adana gibi. Dünya üzerinde ise Japonya, Batı Avrupa ülkeleri ve A.B.D’nin doğusu sanayiden dolayı sık nüfusludur.
TARIM
Tarımsal faaliyetlerin gelişmiş olduğu yerler sık nüfusludur. Ör. Akhisar, Çukurova, Bafra ,Çarşamba gibi.
ULAŞIM
Ulaşımın gelişmiş olduğu yerlerde ticarette geliştiği için sık nüfuslanmıştır.
YERALTI KAYNAKLARI (MADENLER)
Yer altı kaynaklarının çıkarıldığı ve işlendiği yerler sık nüfusludur. Ör. Soma, Ereğli, Karabük, Seydişehir gibi.
TURİZM
Turizmin gelişmiş olduğu yerlerde mevsimlik nüfus artışı görülür. Örnek kıyı bölgelerimizde yaz döneminde, Bursa-Uludağ, Bolu-Kartalkaya, Kayseri-Erciyes’ te ise kış döneminde nüfus artar.
TARİHİ FAKTÖRLER
Çok eski uygarlıklara ev sahipliği yapmış yerler nüfusun fazla olduğu yerlerdir. Örnek: İstanbul, Edirne, Konya, Kayseri, Sivas, Bursa, Diyarbakır ve Ş.Urfa gibi.
*** Bir ülkede nüfusun dağılışı büyük ölçüde iklim ve yer şekillerine bağlı ise o ülke geri kalmış, iklim ve yer şekillerinden bağımsız ise gelişmiş ülkedir.
DÜNYA ÜZERİNDEKİ SIK NÜFUSLU BÖLGELER

Muson iklim bölgesi (İndus, Ganj nehirleri, Japonya gibi):iklim ve sanayiden dolayı.
Avrupa ülkeleri :Sanayinin gelişmiş olması.
Kuzey Afrika’da Nil Nehri çevresi
A.B.D’nin doğusu :Sanayinin gelişmiş olması
DÜNYANIN SEYREK NÜFUSLANMIŞ BÖLGELERİ
Dönenceler çevresindeki çöller.
Yüksek dağlık bölgeler
Kutup Bölgeleri
Bataklıklar
Ekvatoral bölgede 1000 metrenin altındaki alanlar.
NÜFUS ARTIŞI

Bir ülkede nüfus artmasında; doğumların ölümlerden fazla olması ve dış göçler etkilidir. Türkiye nüfusunun artmasında en fazla doğum oranlarının yüksekliği etkilidir. Ayrıca sağlık hizmetlerindeki gelişmeler, çocuk ölümlerinin azalması, beslenme şartlarının iyileşmesi ve ortalama insan ömrünün uzaması gösterilebilir.
Türkiye’de en az nüfus artışı 1940-45 yıllarında olmuştur(%010,59). Sebebi ikinci dünya savaşından dolayı genç nüfusun askerde olması(seferberlik durumu) ve kıtlıktır. En fazla nüfus artışı 1955-60 yılları arasında olmuştur (%o 28,58). Savaşların bitmesi, sağlık hizmetlerindeki gelişmeler gösterilebilir.
Hızlı Nüfus Artışının Olumsuz Etkileri
Tüketim artar. İhracat azalır veya ithalat artar.
Demoğrafik ( Nüfusa yapılan yatırım-yol su ,elektrik, konut, hastane, okul gibi) yatırımlar artar.
Tasarruflar azalır.
Kalkınma hızı yavaşlar.
Kişi başına düşen milli gelir azalır.
Konut sıkıntısı olur. Sonuçta gecekondulaşma olur.
İşsizlik artar. İç ve dış göçler artar.
Tarım alanlarının amaç dışı kullanımı artar.
Çevre sorunları artar.
*** Bir ülkede milli gelir sürekli olarak artmasına rağmen ,kişi başına düşen gelir aynı şekilde artmıyorsa , o ülkede nüfus artış hızı fazladır.
***Bir ülkede çalışan nüfusun yaş ortalaması düşük ise , o ülkede doğum oranı yüksektir (nüfus artış hızı fazladır).
*** Bir yerde nüfusun artması ile iş imkanları arasında bir paralellik varsa , orada nüfus artışında dış göçler etkilidir.
Hızlı Nüfus Artışının Olumlu Etkileri

Mal ve hizmetlere talep artar.
Ekonomide çeşitlilik artar.
Ülke savunmasına katkısı olur.
İşçi ücretleri düşer. Dolayısıyla üretim maliyeti azalır.
NÜFUS YOĞUNLUĞU

1. MATEMATİK (aritmetik )NÜFUS YOĞUNLUĞU
2000 yılı nüfus sayımına göre km² ye düşen insan sayısı 83,3 kişidir.
Ülke genelindeki nüfusun yüzde 26'sının bulunduğu Marmara Bölgesi en fazla nüfusa sahip iken, nüfusun yüzde 9'unun bulunduğu Doğu Anadolu Bölgesi en az nüfusa sahiptir.
Bölgeler arasında şehir nüfus oranı en fazla olan bölge Marmara Bölgesi iken en az olan bölge Karadeniz Bölgesi'dir. Marmara Bölgesindeki nüfusun yüzde 79'u, Karadeniz Bölgesindeki nüfusun ise yüzde 49'u şehirlerde bulunmaktadır.
2.TARIMSAL NÜFUS YOĞUNLUĞU
***Tarımsal nüfus yoğunluğu en fazla olan bölgemiz Doğu Anadolu, en az olan bölgemiz İç Anadolu Bölgesidir.
3. FİZYOLOJİK NÜFUS YOĞUNLUĞU
Türkiye'de 1990 yılında fizyolojik nüfus yoğunluğu km² de 202 kişi iken, 2000 yılında bu rakam 282 kişiye yükselmiştir.
Türkiye'de fizyolojik nüfus yoğunluğu ilden ile farklılık gösterir. Bu farklılıkta; il arazisinin büyüklüğü, tarıma uygunluk ve illerin toplam nüfusları etkilidir.
NÜFUSUN YAPISI

A- YAŞ YAPISI

1. Genç nüfus (0-14 )
Gelişmiş ülkelerde genç nüfusun oranı azdır. Doğum oranı düşük olduğu için. Geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde doğum oranlarının fazlalığından dolayı genç nüfus fazladır. Ülkemizde bu nüfusun (0-14) oranı %29,8 ‘dir. Bu nüfus bağımlı (tüketici) nüfustur.
2. Olgun Nüfus (15-64 yaş)
Çalışan (etkin ) nüfustur. Gelişmiş ülkelerde bu nüfus fazla iken, diğerlerinde azdır. Ülkemizde bu nüfusun oranı % 64,5 dir.
3. İhtiyar Nüfus(65 +)
Genç nüfus kadar olmasa da tüketici nüfustur. Gelişmiş ülkelerde ortalama yaşam süresi daha uzun olduğu için bu nüfusun oranı yüksektir. Ülkemizde bu nüfusun oranı %5,7 dir.
Geri kalmış veya gelişmekte olan ülke;
Doğumların son yıllarda arttığı gelişmiş ülke . Bunda doğumların teşviki etkilidir. Örnek:İsveç, İtalya, A.B.D,Almanya gibi
Doğum oranının hızla azaldığı ülke,
B-CİNSİYET YAPISI
Ülkemizde kadın erkek nüfus genelde birbirine yakındır. Fakat göç alan illerimizde erkek nüfusunda, göç veren illerimizde ise kadın nüfusunda bir fazlalık olmaktadır.
C. EĞİTİM DURUMU
Cumhuriyetin ilk yıllarında düşük olan okur yazarlık oranı yapılan çalışmalarla 2000 yılında % 87 ye kadar yükseltilmiştir. Ancak bu oranda üniversite mezunlarını oranı çok azdır.
D. KÖY-KENT NÜFUSU
1927-1950 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun oranı önemli bir değişim göstermemiş, 1950 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun oranı hızla artmıştır. Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfus, köylerde bulunan nüfusa göre çok büyük bir hızla artmaktadır. 1990-2000 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 26.8 iken köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 4.2'dir. Bunun en önemli sebebi, köyden kente olan göçlerdir. Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfusun oranı son on yılda önemli artış göstererek 1990 yılında yüzde 59 iken 2000 yılında yüzde 64.9'a yükselmiştir.

E. EKONOMİK FAALİYETLERE GÖRE DURUM
1927 yılı sayımına göre nüfusun %82 si tarımda çalışırken ,2000yılında bu oran %48,4 e düşmüştür. Sebebi, tarım dışı sektörlerin gelişmesidir (sanayi ve kamu hizmetleri). Çalışan nüfusun en fazla olduğu ikinci sektör hizmet sektörüdür. çalışan nüfusun %38,6 sı bu sektördedir. Sanayi sektöründe çalışan nüfusumuz ise %12,9' dur.
Not: Bir ülkede tarımda çalışan nüfusun oranı çok az ise o ülke gelişmiş demektir. tarımda çalışan nüfus oranı fazla ise geri kalmış demektir.
YERLEŞME
İnsanların konut adını verdiğimiz barınaklarda toplu veya dağınık bir şekilde hayatını sürdürmesine yerleşme denir.
YERLEŞME ŞEKİLLERİ

A-KIRSAL YERLEŞME
Kır yerleşmeleri, tarım ve hayvancılık faaliyetlerinin birlikte yapıldığı ya da ön plana çıktığı yerleşmelerdir. Kırsal yerleşmelerin bazılarında yerleşik hayat tarzı (köy gibi), bazılarında konar - göçerlik veya yaylacılık gibi yarı yerleşik tarz görülür.
Kırsal Yerleşmeler;
Toplu Yerleşme Evlerin birbirine yakın olduğu yerleşme biçimidir. Suyun az olduğu yerlerde ve arazinin düz olduğu ovalık alanlarda insanlar toplu olarak yerleşmişlerdir. Türkiye’de İç Anadolu, Doğu ve Güneydoğu Anadolu bölgelerinde su kaynakları az olduğu için toplu yerleşmeler fazladır.
Dağınık Yerleşme Suyun (yağışların) bol olduğu yerlerde ve eğimli bölgelerde, evlerin birbirinden uzak olduğu yerleşmelerdir. Evler arasında bağ, bahçeler vardır. Türkiye’de Karadeniz Bölgesi, dağınık yerleşmenin en yaygın olarak görüldüğü bölgedir. Bölüm olarak Doğu Karadeniz Bölümüdür.
Dağınık yerleşmede su fazlalığı ve yer şekillerinin engebeliliği etkilidir.
Kırsal Yerleşme Çeşitleri
a. Köy altı yerleşmeleri: Çiftlik, mezra, kom, divan, ağıl, oba, yayla gibi yerleşmelere denir. Bunlar köylerden küçüktür. Daha çok, hayvancılık amaçlı veya yazları serinlemek amacıyla kurulmuştur. Doğu Anadolu, G. Doğu Anadolu, Karadeniz ve Akdeniz bölgelerinde yaygındır.
. Köyler
c. Bucak ve nahiyeler
Kırsal yerleşmelerde konutlar birbirinden farklı özellikler gösterir. Bunda etkili faktörler;
KONUT TİPİNDE;
İklim ve Bitki Örtüsü
Nemli iklim bölgelerinde genellikle ahşap evler, kurak iklim bölgelerinde ise toprak ve kerpiç evler vardır.örnek ; Karadeniz Bölgesinde ahşap , İç Anadolu, Doğu Anadolu ve G.Doğu Anadolu Bölgelerinde kerpiç evler hakimdir.
Doğal çevrede en fazla bulunan yapı malzemesi
Sosyal yaşantı; Göçebe hayatı sürdürenlerde konut genelde çadırdır.
Ekonomik olarak gelişmişlik arttıkça betonarme yapılar artmaktadır.
Deprem bölgeleri
B-KENTSEL YERLEŞME
Sanayi, ticaret, eğitim ve yönetim alanlarında çalışan insanların yaşadığı büyük yerleşim birimleridir.
1927-1950 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun oranı önemli bir değişim göstermemiş, 1950 yılından sonra şehirlerde bulunan nüfusun oranı hızla artmıştır. Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfus, köylerde bulunan nüfusa göre çok büyük bir hızla artmaktadır. 1990-2000 döneminde şehirlerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 26.8 iken köylerde bulunan nüfusun yıllık artış hızı binde 4.2'dir. Bunun en önemli sebebi, köyden kente olan göçlerdir. Ülkemizde şehirlerde bulunan nüfusun oranı son on yılda önemli artış göstererek 1990 yılında yüzde 59 iken 2000 yılında yüzde 64.9'a yükselmiştir.
Türkiye’de kentleşme hızı , sanayileşme hızından daha yüksektir. Bu durum gecekondulaşmayı (Çarpık kentleşme) beraberinde getirmiştir. Ayrıca trafik, eğitim-sağlık problemleri , hava kirliliği ve fabrikaların kent içinde kalması gibi durumları oluşturmaktadır.
Bölgeler arasında şehir nüfus oranı en fazla olan bölge Marmara Bölgesi iken enaz olan bölge Karadeniz Bölgesidir. Marmara Bölgesindeki nüfusun yüzde 79'u, Karadeniz Bölgesindeki nüfusun ise yüzde 49'u şehirlerde bulunmaktadır
Şehirler Fonksiyonlarına Göre Şu Gruplara Ayrılır
Tarım şehirleri
Ege Bölgesinde; Akhisar, Turgutlu, Salihli, Alaşehir, Ödemiş, Tire gibi. Marmara Bölgesinde ; Kırklareli, İnegöl, Lüleburgaz gibi. Karadeniz Bölgesinde; Bafra, Çarşamba, Giresun ,Rize, Düzce, Niksar gibi. İç Anadolu Bölgesinde; Karaman ,Aksaray, Akşehir, Kırşehir, Nevşehir, Niğde gibi
Ticaret Şehirleri
İstanbul, İzmir, Denizli, Manisa, Aydın, Ankara, Konya, Bursa, Kayseri, Eskişehir, Afyon, Malatya, Van ,Elazığ, Ş.Urfa, G.Antep gibi.
Sanayi Şehirleri
İstanbul, İzmit, Adapazarı, Bursa, İzmir. Adana, Batman, Karabük Ereğli, Kırıkkale, Seydişehir, İskenderun gibi.
Liman Şehirleri
İstanbul, İzmir, Mersin, Antalya, Samsun, Trabzon, İskenderun, Zonguldak gibi
Turizm Şehirleri
İstanbul, İzmir,Çeşme, Antalya, Bodrum; Marmaris,Fethiye, Kuşadası Alanya, Mersin, Bursa, Bolu, Nevşehir (Ürgüp-Göreme) gibi.
İdari Şehirler
Ankara (başkent), İstanbul, Bursa, Konya, Edirne (geçmişte başkent olmaları)
Askeri Şehirler Sarıkamış, Çorlu, Erzurum, Konya, Malatya , Kırkağaç, Manisa gibi.
Kültürel Şehirler İstanbul, İzmir, Ankara başta olmak üzere bazı yerleşim merkezlerimizin gelişmesinde o merkezlerde bulunan üniversiteler de etkili olmuştur.

GÖÇLER

İÇ GÖÇLER
Ülke içinde insanların yer değiştirmesine iç göç denir.
DAİMİ İÇ GÖÇLER
Ülke içerisinde yer değiştiren insanların göç ettikleri yerlere yerleşmesi ile gerçekleşir. Özellikle sanayi kentlerine yapılan göçler daimi iç göçtür. Sanayi kentlerinde nüfus yıl içinde fazla değişkenlik göstermez.
İç göçler 1950 ‘den sonra ulaşımın gelişmesi ve sanayileşme ile artış göstermiştir. Köyden kentlere göçün kırsal alanların itici ve kentlerin çekici yönü gibi çeşitli nedenleri bulunmaktadır.
MEVSİMLİK (GEÇİCİ) İÇ GÖÇLER
Tarım işçi göçü ve turizm amaçlı yapılan göçlerdir. Örnek: Çukurova'da yaz döneminde tarım işçi göçünden dolayı nüfus hızla artar. Bunun yanında Bodrum, Marmaris Kuşadası gibi merkezlerde yazın turizm sebebiyle nüfus hızla artar. Ayrıca hayvanları otlatmak için yaylalara yapılan göçler de mevsimlik göçlere örnektir.
İç Göçün (Köyden Kente) Sebepleri
Hızlı nüfus artışı
Tarım alanlarının miras yoluyla küçük parçalara ayrılması,
Tarımda makineleşme ile işsizliğin oluşması (bu genelleme Doğu Karadeniz Bölümünde geçerliliğini yitirir.).
Eğitim hizmetlerinin yetersizliği,
Kan davaları
Erozyon sebebiyle tarım alanlarının verimsizleşmesi
İklim ve yer şekillerinin olumsuz etkileri.
Sağlık hizmetlerinin yetersizliği (en az etkili).
İş imkanlarının sınırlı olması.
Kentlerde sanayinin gelişmiş olması.
Köyden Kente Göçün Sonuçları
Nüfusun dağılışında dengesizlik olur.
Yatırımların dağılışında dengesizlik olur.
İşsizlik ortaya çıkar.
Konut sıkıntısı olur. Sonuçta gecekondulaşma olur.
Sanayi tesisleri (fabrikalar) kent içinde kalır.
Çevre sorunları artar.
Trafik, eğitim-sağlık problemleri olur.
Alt yapı hizmetlerinin götürülmesi zorlaşır.
Kültür çatışması olur.
Kırsal kesimdeki yatırımlarda verimsizlik olur.
Köyden Kente Göçü Önlemek İçin;
Sulamalı tarım yaygınlaştırılmalı,
Modern tarım yöntemleri yaygınlaştırılmalı.
Besi ve ahır hayvancılığı geliştirilmeli.
Eğitim –sağlık hizmetleri geliştirilmeli.
Tarıma dayalı sanayi kolları kırsal kesime kaydırılmalı
Alt yapı hizmetleri geliştirilmeli (yol ,su, elektrik, haberleşme).

DIŞ GÖÇLER
Ülkeler arası yapılan göçlerdir.
Dış Göçlerin Nedenleri
Savaşlar, baskı, zulüm, tehdit.
Tabii afetler (Depremler, salgın hastalıklar, kıtlık gibi)
İşsizlik ve geçim sıkıntısı
Sınırların değişmesi
Uluslar arası antlaşmalarla sağlanan nüfus değişimi.
Dış Göçlerin Sonuçları
Ülkeler arası ekonomik ilişkiler gelişir.
Kültür alışverişi olur.
Turizmin gelişmesine katkı sağlar.
Döviz girdisi artar.
İşsizlik kısmen azalır.
Aileler bölünür.
Göç alan ülkede nüfus artar.